Kadını hayal

Oğlak burcu. Oğlak burcunun genel ve fiziksel özellikleri. Oğlak burcu hakkında bilgiler. Burçlar Oğlak burcu. Oğlak burcu kadını kolay kırılır ve üzülür. Hayal kırıklığına uğradığında onun kendini toparlaması gerçekten zordur ancak bunu dışarıdan bakan kimse anlayamaz. Kimseye üzüldüğünü ve kırıldığını belli etmemeye çalışır. Her sorunu iç dünyasında halletmeye çalışır. Kadın Göğüs Ortasi Hayal Tül Güpür Detayli Astarli Uzun Abiye Elbise IndigoS-20K0230013 Tükeniyor Kilit Askı Yöntemi İle Gençleşmek Hayal Değil, Yüz Felci Geçirenler Neden Bu Yöntemi Tercih Etmeli? Daha Fazlası Kadin.com 'da. Ancak bu partnerini hayal kırıklığına uğratmasın, bu Yengeç burcu kadınının kalp kırmadan ilişki bitirme yöntemidir. Yengeç burcu kadını ne kadar çok severse sevsin, bazen ruhsal sorunlar yaşayabilir. Partneri bu tarz durumlar ile başa çıkmayı öğrenmelidir. Aksi halde Yengeç burcu kadını ile mutlu olmak zorlaşacaktır. Oğlak kadını ve hırsı! Oğlak burcu kadını, hiçbir zorluktan kaçmaz ve birlikte olduğu insanın başarılı olması için de çalışır. Oğlak burcu kadınlarının evlilik hayatları da başarılı geçmektedir. Bu kadınları en çok mutlu eden şey ise; sürekli sevildiklerini hissetmeleridir. Erkek hangi kadını hayal eder yazısı ve Ertuğrul ÖZKÖK en son yazısını mı okumak istiyorsunuz, En güncel köşe yazılarını okumak için hemen tıklayın! Gündem Dünya Bir kadını hayal etmek. Heteroseksüel olsa da kadınları estetik ve çekici bulan pek çok kadın mastürbasyon sırasında onları hayal edebiliyor. Üçlü bir ilişki düşünüp bir kadını olaya dahil etmek gerçekte olmasa da, hayal olarak çok eğlenceli. Balık kadını başak erkeğine hayal kurmanın güzel olduğunu, başak erkeği de balık kadınına gerçekçi olması gereken zamanları öğretecektir. Birbirlerini anladıkları sürece sorun yaşamazlar. İki burcun uyumunu yorumlayacak olursak, balık burcunun anlaşamadığı çok az sayıda insan vardır bundan dolayı partneriyle de ... Unutmadan, hayal kırıklığına uğrayan bir Balık kadını, sizi kandırıp rahatlıkla uzaklaşabilir. Bu kadına sadece iyi olmak yeterli değildir. Onunla birlikte hayal etmek gerekir. Eğer onu yok sayar veya patronluk taslarsanız, riske girersiniz. Tıpkı Aslan burcu gibi Balık kadını da içinde bir aktris taşır.

Film Önerisi - Mad Max: Fury Road

2020.09.20 17:20 0tobus Film Önerisi - Mad Max: Fury Road

Herkese tekrar merhaba bir önceki film önerisi gönderimi beğendiğiniz için (3 kişi) bu seriyi devam ettirmek istedim umarım tavsiye ettiğim filmler hoşunuza gider.
Mad Max: Fury Road 2015 Avusturalya yapımı kıyamet sonrası türündeki aksiyon filmidir. George Miller'ın yazıp yönettiği film Mad Max serisinin 4. filmidir. Mad Max karakterini bu filmde Tom Hardy canlandırmaktadır.
Mad Max: Fury Road, post-apokaliptik Avusturalya'nın çöl gibi açık yollarında geçen hiper şiddetli ve hiper kinetik araba kovalamaca sahneleri içeren katkısız epik bir aksiyon filmi. Konusu basit fakat 2 saat boyunca görsel bakımdan hayret bırakan bir renk ve ışık cümbüşüyle film inanılmaz boyutlara ulaşıyor. Ailesi öldükten sonra Avustralya’da hayatta kalmak için çabalayan Max şiddet ve acımasızlık dolu bu dünyada masum bir gruba yardım etmek zorunda kalır. İlk başta Max’in motivasyonu kendini koruyabilmektir, fakat zaman içinde Max’in içinde tekrar bir yaşam sebebi ve ümit oluşur. Max, başlarını cesur Imperator Furiosa’nın çektiği bir grup kadını, maskeli psikopat Immortan ve deli ordusundan korumak zorunda kalıyor. Sonlara doğru sürpriz bir feminist temaya sahip olan Fury Road’da serinin adı her ne kadar Max’e ait olsa da, Charlize Theron’un yürekli performansından güç alan Furiosa, filmin en akılda kalır karakterini yaratıyor.
Sonuçta Mad Max: Fury Road, orjinal serinin hayranlarını ve post-apokaliptik aksiyon türünün sevenlerini hayal kırıklığına uğratmayacak, damardan adrenalin aşılayan hiperaktif bir modern aksiyon klasiği yaratıyor. (Sırf Tom Hardy için bile izlenir.)
submitted by 0tobus to akagas [link] [comments]


2020.08.24 01:39 karanotlar İrili ufaklı bir sürü AKP

İrfan Aktan
Hemen her gün, ülkenin farklı bölgelerinde felaketler yaşanıyor. Seller, yangınlar, cinayetler, katliamlar, gaddarlıklar, ihlaller, ihmaller ve tamamen belirsiz gelecek için sadece kötü ihtimaller. Ekonomisi, yargısı, polisi, eğitimi, sağlığı, akademisi; güven veren hiçbir kurumu bırakılmamış bir ülkede skandallarla, ihlallerle, haksızlıklarla baş etmeyi bırakın, çetele bile tutmak zor.
Barajda bizatihi kendisinin açtığı çatlaklar artık sıva tutmuyor ama iktidar da böyle bir gayrete zaten meyletmiyor. O yüzden her bir çatlağın önüne habire devşirdiği silahlı güçler, umutsuz kitlelerin önüne de cennetten tapular koyuyor.
Beyhude olabilir ama takdire şayan bir azim. Sonuçta ülke yoksulluğun, her türden yoksunluğun girdabında debelenirken, manipülasyon kabiliyeti o kadar güçlenmiş bir iktidar var ki, kendi tabanındaki yoksulu yoksul olduğuna, açı aç olduğuna ikna etmek bile zor.
Oysa ormanlarıyla, dereleriyle, doğal güzelliğiyle, verimli topraklarıyla insanını hasbelkader tok tutarken yirmi yıl boyunca HES’lerle, rantiyeyle, şantiyeyle, özelleştirmeyle, devlet-şirket işbirliğiyle delik deşik edilip mahvedilmiş bir Karadeniz.
Taş eksen filiz verecek, dağları ve ovalarıyla verimli toprakları büyük şirketlere peşkeş çekilmiş, çiftçisi topraktan, tarımdan koparılmış veya marabalaştırılmış bir Çukurova.
Milliyetçilik, İslamcılık, muhafazakârlık üzerinden çoraklıktan çöle çevrilmiş bir İç Anadolu.
Geniş tarım ve hayvancılık arazileriyle, uzun bir tarihe yayılmış siyasallaşmasıyla, kadınından gencine, yaşlısından yoksuluna dinamik, eşitlik mücadelesiyle hayat dolu bir coğrafya olduğu halde savaş politikaları üzerinden çoraklaştırılmış, tarihi miraslarının altına dinamit konmuş, geçmişle arasına hançer sokulmuş, dili yasaklanmış, toplumsallığı çökertilmiş, karakola dönüştürülmüş bir Kürdistan.
Eşsiz sahilleri yandaş holdinglerin, yerli mafya gruplarının rantiye alanına dönüştürülüp yoksulun denize girmesi bile engellenmiş, ormanları peyderpey yakılıp ağaçların köküne beton dökülmüş, dağları ve ormanları uluslararası şirketlere peşkeş çekilmiş bir Akdeniz, bir Ege.
Paraya çevrilmemiş bir santimlik alanı bırakılmamış, küçük bir azınlığın saadet, büyük çoğunluğun sefalet içinde yaşadığı İstanbul ve genel olarak Marmara.
Salgın hastalığın perişan ettiği bir halk, geleceği bile çoktan satılıp paraya çevrilmiş, parası da küçük bir azınlık arasında pay edilmiş bu devasa ülke, neredeyse yirmi yıldır sağcı bir parti ve döneme göre değişen ortaklarıyla yönetiliyor.
Bütün kitle iletişim araçlarını propaganda makinasına dönüştürdüğü için bu enkazı hayal tacirliğiyle perdeleyebilen iktidar, sağcı ideolojinin farklı kolonları üstüne bina edilmişti. İlk yıllarda İslamcılıkla iliklenmiş neo-liberalizm, peşi sıra cemaatçilik, neo-Osmanlıcılık, Türkçülük, işe yaradığında ümmetçilik, mezhepçilik…
Son yüz yılda farklı Türk sağ akımlarının beslendiği tüm kaynaklardan teker teker yararlanmış ve bu nedenle de ülkeyi her yönüyle fakirleştirmiş, çoraklaştırmış olan AKP’nin satmadığı, elden çıkarmadığı hiçbir şey yok; neo-liberal sağ siyaset hariç.
Neo-liberal sağ siyaset ormana bakınca ağaç değil kereste, imar mekânı görür.
Denize bakınca suyu değil, balığı değil, doğayı değil, etrafına otel inşa edilecek, tesis yapılacak, altında henüz çıkarılmamış doğalgazı cennet tapusu olarak satacak devasa bir boşluk olarak görür.
Dereye bakınca suyu değil, üstüne kuracağı barajı, o barajdan elde edeceği rantı görür.
Toprağa bakınca yaşamı değil, altındaki madeni görür.
Şehre bakınca toplu yaşamı, ortak üretimi, doğa ve yurttaş haklarını değil, rantiyeyi, ucuz işgücünü görür.
Topluma bakınca özgür yurttaşı değil, ucuza çalıştıracağı işçiyi, savaştıracağı askeri, ataerkilliğin tahakkümünü sürdürmek için kontrol altında tutacağı kadını, Türklüğün tahakkümünü sürdürmek için bastıracağı Kürdü, Sünniliğin tahakkümünü sürdürmek için yok sayacağı Aleviyi, toplayacağı oyu görür ve tüm politikalarını buna göre belirler.
O yüzden mevcut iktidarın en büyük muhafızı sermayedarlardır, patronlardır, rantiyecilerdir.
İktidarla sermaye arasındaki bu ilişki sağ siyasetin, sağ ideolojinin doğal sonucu ve siyasal tarih buna karşı verilmiş sol mücadelenin eseridir.
Peki günümüz Türkiye muhalefeti, iktidara karşı böylesi bir mücadeleye meylediyor mu?
AKP sadece sağcılıktan değil, aynı zamanda sağcılaştırıcı bir hegemonya kurma çabasından da hiç vazgeçmedi. Meyvelerini de topluyor. Bugün Türkiye muhalefetinin genel görünümüne bakınca, AKP’ye karşı irili ufaklı bir sürü AKP görüyoruz. Çok sayıda muhalefet partisinin çıtayı yükselttiği nokta, ilk yıllar AKP’sini geçmiyor. Muhalefetteki bu genel vaziyete bakan geniş bir kitle açısından tam da bu nedenle AKP’nin gitmesinin anlamı zayıflıyor.
İşçiler, işsizler, yoksullar, kadınlar, Kürtler, iktidar zulmüne uğrayanlar veya iktidar tarafından zulme uğratılanlar seslerinin muhalefet partileri tarafından yükseltilmediğini gördükçe, çareyi hemen her gün sosyal medya kampanyaları yapmakta görüyor; adaleti birbirlerine yaslanarak, “hastag” oluşturarak sağlamaya, hak gaspını engellemeye çalışıyor. Neredeyse hiçbir mağdur grup, bir başka mağdur grubun direnişine ortak olmuyor. Çünkü bunları birleştirecek bir muhalefet yok ortada.
Türk sağının yarattığı devasa enkaz ortadayken, ülkenin anamuhalefet partisinin lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Armağan Çağlayan’a verdiği mülakatta, en büyük eksikliklerinin, düşüncelerini, yaptıklarını halka anlatamamak olduğunu söyledi.
Oysa başta CHP olmak üzere muhalefetin en büyük sorunu halka anlatamamak değil, halkın anlatma çabasına kulak kesilmemek, halkın anlattığını duymamak, duyduğunu siyasete uyarlamamak, gerektiği gibi muhalif olmamak, sağ siyasetin yıkıcılığına karşı sol muhalefetin kuruculuğunu koymamak, AKP’nin muhalefeti sağa kaydırma hamlelerine direnmek yerine, selin aktığı yöne doğru yüzmek ve farklı mağdur gruplarını, kitlelerini bir araya getirmekten korkmak.
Kürde sahip çıkınca Türkün, kadına sahip çıkınca erkeğin, mülteciye sahip çıkınca yerleşiğin, Aleviye sahip çıkınca Sünninin, işçiye sahip çıkınca patronun kızmasından korkuyorsanız, AKP’ye, sağ hegemonyaya zaten teslim olmuşsunuzdur.
İnsan gerçekten hayret ediyor ama Kılıçdaroğlu aynı mülakatta “Sağ-sol kavramları 18. yüzyıla ait. 18. yüzyılın kavramlarıyla 21. yüzyılın sorunları çözülmez” diyor. Bu söze yanıtı da, Kurultay öncesi görüştüğümüz İlhan Cihaner’in şu sözü yanıt olsun: “Siz şu verili düzende, ‘azizim sağ ve sol mu kaldı, aslolan liyakat’ dediğinizde, bu düzene hizmet etmiş oluyorsunuz. ‘Artık sağ-sol yok’ dediğinizde, aslında ‘sol yok’ demiş oluyorsunuz. Çünkü hem küresel olarak hem de ülkemiz bazında alternatif dünyayı, hayatı esas olarak sol tarif ediyor. Yoksulluk, eşitsizlik, sömürü, savaş, çatışma, işsizlik, kadın cinayetleri, cinsel yönelimlerin yok sayılması, doğa talanı alabildiğine devam ederken solun kalmadığını söylemek, sol olmayı reddetmek, mevcut düzenle ciddi bir meselenizin olmadığını, alternatif aramadığınızı, ‘teslim olun’ dediğinizi gösterir.”
https://www.gazeteduvar.com.tyazarla2020/08/24/irili-ufakli-bir-suru-akp/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.07.26 03:45 hamhumsaralop Köy, kasaba, küçük ilçe daha açık bir ifadeyle kapalı bir çevrede büyümüş insanların cinsel özgüvensizliği orta sınıf ahlakını perçinlemekle kalmayıp kapalı kapılar ardından yapılan sapkınlıklara yeni yollar açmaktadır.

memleketin bu bağlamda tek çıkış yolu cinsel devrimdir. cinsel özgüveni olmayan erkek, toplum tarafından cinselliği yok edilmiş kadınlarla evlenme yoluna giderek, yine kendileri gibi cinsel sorunlu bireyleri topluma katmakta ve toplumu hasta etmektedir. akraba evliliğinin altında yatan temel sebeplerden biri de budur.
ataerkil bir toplum olmamız hasebiyle erkeğin rızası alınmadan, olağan bir şeymiş gibi beklenen ödevler ve istekler erkek psikolojisinde erkliği, aktifliği kutsal saymaktadır. bu da erkekte mental olarak bir çürümeye neden olmakta.özellikle, günümüzde tamamen yalandan oluşan porno sektörüne kolayca erişim sağlanması, erkekler üzerinde bağımlılık yapmaktan öte cinsel iç dünyalarını param parça etmektedir. videolardaki gibi penisleri ve performansları olmadığı için bilinçaltında kendilerini kusurlu sanmaktadırlar.
tabii ki porno sektörü sadece erkeği değil kadını da etkilemektedir. sex sells mantığıyla tamamen objeye dönen, döndürülen kadın bu edilgenliği kaldığı yoğun propagandadan ötürü kabul etmektedir.
gelişmemiş toplumların ara tonları yoktur ya siyah ya da beyazdır. biz de en iyi ihtimalle gelişmekte olan bir toplum olduğumuz için ara tonları görememekteyiz. tv veya pc ekranlarında sosyal medyada gördüğünüz ''it girl''ler, fenomenler, porno yıldızlarının oluşturduğu sanal algıyı, aslında sizin tözünüze ait olmayan profil fotoğragları, durum güncellemeleri, planlanmış instagram fotograflarıyla, yani başka bir sanal karakterle takip edip gerçeklikle bağınızı hayatın verdiği elem ve keder yüzünden minimuma indirmeye çalışmaktasınız. sanal dünya, orada var olduğunuzu sandığınızda, akışına kendini bıraktığınızda size çok iyi geliyor. korunaklı alanınızda internet, sizi annnenizin rahmindeki kadar güvenli hissetiriyor.'' ya hep ya hiç mantığı'' bir tık kadar uzak olan karar verme mekanizması, mevcut hükümet vasıtasıyla da empoze edilince toplumdaki ahlaksızlık daha büyük yüzdelerle artmaya devam ediyor. adam ''neden köpek sikmekten gocunayım ki'' diye düşünüyor. karakterinin büyük bir parçasını oluşturan geçmiş nesili, köyden gelen bir üst nesil olduğundan bu aşırılıkları en iyi ihtimalle sadece günah diye uyarıyordu. var olmayan, sanal bir evrende gerçekle bağdaşmayan kararları bu kadar rahat alan bir bireyin hayata geridönüşünde iyi ile kötü; ahlaklı ile ahlaksız eylemi ayırabilecek mental kapasiteye erişmesi mümkün müdür? hayat ona 1 veya 0'ı empoze ederken... dedesinden, anneannesinden ona kalan hayal meyal hatırladığı taşra geleneklerinde günah olarak addedilmeyen,modern toplum yapısıyla bağdaşmayan saikler bu bireye kalmadı mı? kadın ırz mevzusu ileri sürülerek küçük şehirlerde erkeklerden uzaklaştırılmadı mı?
sözün özü, ilk cinsel deneyimi sobalı tek göz odalarda ebeveynlerin orgazm iniltileriyle uyumak olan 2 nesil önceki kuşağın hastalıklı algısı zincirleme bu zamanı etkiledi. freudyen yaklaşımla, seksin doğasını bu kadar yakından hissedip babası tarafından kastrasyona uğrayacağı düşüncesinden saplantılı hale gelen, cinsel olarak sakatlanmış erkek zamanımızın hızı ile kendi libidosuna hakim olmak için çıktığı bu yolda daha da sakatlanmıştır.
hadi eyv.
submitted by hamhumsaralop to KGBTR [link] [comments]


2020.07.18 23:06 hero_maras Evlilikte yapılan büyük hata

EVLİLİKTE YAPILAN EN BÜYÜK HATA
Kazak almak için bir mağazaya girmiştim, sanırım kış aylarının başıydı. Ben bakarken yanıma bir kadın geldi o da bakmaya başladı. Onun arkasından da bir adam geldi kadını beklemeye başladı. Kadın döndü "şunu mu deneyim şunu mu" diye sordu. Adam hayatımda duyduğum en iğrenç kahkahayı patlatıp, "ne fark eder ikiside yakışmayacak sana" diye cevap verdi.
Kadın ile göz göze geldik o an. Kızardı, gözleri doldu, elindekileri bırakıp oradan gitti. Peşinden gidip sarılmak istedim kadına, "üzülme ne olur çok güzelsin" diye teselli etmek istedim ama yapamadım işte.
Bir arkadaşım anlatmıştı yine. Eşinin kendisini devamlı başka adamlar ile kıyasladığını, dizilerde gördüğü adamları örnek gösterip "bak şunlar gibi ol" dediğini, en ufak hatasında onu beceriksiz, işe yaramaz ve kötü baba olmak ile suçladığını ve bunun kendisini çok yorduğunu söylemişti.
Evliliklerin bitme sebeplerinin temel nedenlerine baktığım zaman hep "beklenti" eşiğinin fazla tutulmasından dolayı olduğunu görüyorum. İnsanlar artık "en iyisini" kendisinin hak ettiğini düşündükleri için evin içinde de en iyisi (!) dolaşsın istiyorlar.
Koridorda Adriana Lima ile karşılaşmak isteyen adamların hint şebeğinden hallice olmaları ayrı ironi, Vehbi Koç gibi başarılı adam bekleyen kadınların da en büyük başarısının biten şampuana su koymayı akıl etmesi ayrı ironi.
Bir çocuğun çizdiği resime "bu ne kadar kötü bir resim, hiç o dağlar kırmızı olur mu, kalem öyle mi tutulur, hem sen neyi becerebiliyorsun ki zaten" dediğiniz zaman mı yoksa, "dağların kırmızı olabileceği hiç aklıma gelmemişti ne güzel hayal gücün var, kalemi şöyle tutsan sanki daha güzel şeyler ortaya çıkacak" diye motive etmek mi onun başarısına katkı sağlar?
Biz genelde birinciyi seçiyoruz. Karısının fazla kilosundan şikayetçi olan "hayvan gibi oldun" diyerek ona kilo verdireceğini zannediyor. Ya da kocasının sorumsuz olmasından şikayetçi olan kadın "bi işi de düzgün yap" dediği zaman adama o gün bir aydınlanma geleceğini falan düşünüyor.
İletişim kurmayı bilmiyoruz toplum olarak. Okullarda yabancı dil dersinin yanına gönül dilini de eklemek lazım belkide. Çünkü en yabancısı olduğumuz konu artık gönül almak oldu. alıntı.
submitted by hero_maras to kopyamakarna [link] [comments]


2020.07.18 22:59 krasco1 EVLİLİKTE YAPILAN EN BÜYÜK HATA

Kazak almak için bir mağazaya girmiştim, sanırım kış aylarının başıydı. Ben bakarken yanıma bir kadın geldi o da bakmaya başladı. Onun arkasından da bir adam geldi kadını beklemeye başladı. Kadın döndü "şunu mu deneyim şunu mu" diye sordu. Adam hayatımda duyduğum en iğrenç kahkahayı patlatıp, "ne fark eder ikiside yakışmayacak sana" diye cevap verdi.
Kadın ile göz göze geldik o an. Kızardı, gözleri doldu, elindekileri bırakıp oradan gitti. Peşinden gidip sarılmak istedim kadına, "üzülme ne olur çok güzelsin" diye teselli etmek istedim ama yapamadım işte.
Bir arkadaşım anlatmıştı yine. Eşinin kendisini devamlı başka adamlar ile kıyasladığını, dizilerde gördüğü adamları örnek gösterip "bak şunlar gibi ol" dediğini, en ufak hatasında onu beceriksiz, işe yaramaz ve kötü baba olmak ile suçladığını ve bunun kendisini çok yorduğunu söylemişti.
Evliliklerin bitme sebeplerinin temel nedenlerine baktığım zaman hep "beklenti" eşiğinin fazla tutulmasından dolayı olduğunu görüyorum. İnsanlar artık "en iyisini" kendisinin hak ettiğini düşündükleri için evin içinde de en iyisi (!) dolaşsın istiyorlar.
Koridorda Adriana Lima ile karşılaşmak isteyen adamların hint şebeğinden hallice olmaları ayrı ironi, Vehbi Koç gibi başarılı adam bekleyen kadınların da en büyük başarısının biten şampuana su koymayı akıl etmesi ayrı ironi.
Bir çocuğun çizdiği resime "bu ne kadar kötü bir resim, hiç o dağlar kırmızı olur mu, kalem öyle mi tutulur, hem sen neyi becerebiliyorsun ki zaten" dediğiniz zaman mı yoksa, "dağların kırmızı olabileceği hiç aklıma gelmemişti ne güzel hayal gücün var, kalemi şöyle tutsan sanki daha güzel şeyler ortaya çıkacak" diye motive etmek mi onun başarısına katkı sağlar?
Biz genelde birinciyi seçiyoruz. Karısının fazla kilosundan şikayetçi olan "hayvan gibi oldun" diyerek ona kilo verdireceğini zannediyor. Ya da kocasının sorumsuz olmasından şikayetçi olan kadın "bi işi de düzgün yap" dediği zaman adama o gün bir aydınlanma geleceğini falan düşünüyor.
İletişim kurmayı bilmiyoruz toplum olarak. Okullarda yabancı dil dersinin yanına gönül dilini de eklemek lazım belkide. Çünkü en yabancısı olduğumuz konu artık gönül almak oldu. alıntı.
submitted by krasco1 to KGBTR [link] [comments]


2020.07.15 21:41 Bukalemun_Dede Yasaklar #5

Bugün açlığa dayanamadım ve ortalığın anasınî ağlattım
küfür idare ederdi
mast konusunda artık çalışmıyor adeta kadınlara ilgimi kaybettim galiba bir ara denedim ama yok eskiden zevk aldığım dokunuşlardan zevk alamaz oldum neyse burada 5. gün yattığın yeri delersin diyen biri vardı onun sayesinde de baya gaza geldim kendisine teşekkürler
ayrıca zorda kalırsanız kadını deri olmadan yaptığınızı ya da işerken çişin donarak penisin içinde buza dönûşmesini falan hayal edin işe yarıyor herkese iyi akşamlar
submitted by Bukalemun_Dede to KGBTR [link] [comments]


2020.06.25 19:49 Ballsofme Yaradılış hikayesi

submitted by Ballsofme to KGBTR [link] [comments]


2020.03.31 20:22 ayseakarsu 2023 seçinlerinde eğer tekrar akp seçilirse direkt gençlik kollarına girip memur olucam

Oyu atacağım yer belli orası ayrı. Lakin seçilmesseler direkt en koyu akp'li olucam. Artık işe ihtiyacım var. O zamana türkiye de kalmaz. Yabancı kocada bulamam oda imkansız. Kollara giren vakıflara giriyor. Kpss den 50 alan direkt memur. Sıkıldım artık fakirlikten. Enayi parası yemek nasıl bir duygu bende merak ediyorum.
Pankart olarak "veren el, alan elden üstündür" diyecem. İş yok güç yok. Sosyalleşmek bile para. İş kadını olmayı hayal ederken bi pok olamıyorum. Kafamda artık dünyaya basmıyor. Kollara giren en geri zekalı bile zengin oluyor. Benim aykü de düşük şans bir türlü dönmüyor. Zekâ desen zeka yok. Güzellik desen güzellik yok. Bari çirkin şansı gelip bulsun beni
submitted by ayseakarsu to Turkey [link] [comments]


2019.11.03 15:44 masalokucomtr Komik Fıkralar

Komik Fıkralar
https://preview.redd.it/8x8yd3e5hhw31.jpg?width=1024&format=pjpg&auto=webp&s=f43976d31fce72b06f0868351caf177dd1f70343

Aranızda Müslüman olan var mı?

Günlerden bir gün adamın birisi camiye elinde kocaman bir bıçakla camiye dalar ve cemaata sorar: – Müslüman olan birisi var mı? Cemaat korkudan sesine çıkaramaz, sessizlikten sonra yaşlı bir amca ayağa kalkar: – ben Müslümanım der. Bıçaklı adam ve yaşlı amca camiden çıkar, dışarıdaki inek sürüsünü gösterip: – Amca şunları kurban edeceğim fakat ben beceremedim yardım edebilir misin der. Yaşlı amca baya bir kurbanlık kestikten sonra ben yoruldum başka birisini bul der. Adam bu sefer kanlı bıçaklı camiye girer ve sorar: – Aranızda başka Müslüman var mı? Bıçakların kanlı olduğunu gören cemaat yaşlı amcayı kestiğini düşünür ve daha çok korkarak bir anda caminin imamına bakar, imam: – Ne bakıyorsunuz ula birkaç rekat namaz kırdırdık diye hemen Müslüman mı olduk?

Bir Daha Tartıl

Temel, temin ettiği küçük baskülle gelip – geçeni tartıp geçimini sağlıyordu. Müşterilerinden biri; Ula tart beni pakayım, kaç kilo gelıyrum, diyerek basküle çıkar, Otomatik baskülün göstergesinde kaç kilo geldiğini öğrenir ve çıkarıp Temel’e 100 bin lira verir. Tarı ücreti 50 bin liradır. Temel, ötesini -berisini araştırır, ceplerinin içini dışına çevirir. Paranın üstünü bulup veremez. Müşterisine ne önerir beğenirsiniz: – Hemşerum, bozuk param yok, bir daha tartıl da fit olalım.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Siz Direğinizi Alın

İlkokul müdürü Temel , okulunun daha bir fark edilmesi için hazırlattığı yön levhasını anayol üzerindeki elektrik direğine astırınca TEK yönetiminden resmi bir yazı alır. Yazıda elektrik direğine levha asmanın izne ve kiraya tabi olduğu belirtiliyor ve levhanın ya indirilmesi ya da belli bir ücretin ödenmesi isteniyordu. Yazıyı okuyan müdür Temel, kısa ve özlü yanıtını mektupla verir. – Biz levhamuzdan memnunuz. Siz direğunuzi oradan alın!

Seni Öyle Yaşatırım ki…

Devlet dairesinde memur olarak çalışan Temel bir gün kurum değiştirmek için müdürün karşısına çıkar, meramını anlatır: – Hapishanede gardiyan olmak isteyrım Temel, müdürünün de yardımlarıyla ceza evindeki işine başlamak üzere eski işyerina müdürü ile vedalaşmaya gelir. Müdürü Temel’e takılır: – oğlum işine bu kadar yardımcı olduk. Şimdi gidiyorsun, ne bir kuru teşekkür ediyorsun, ne de Allah razı olsun diyorsun. Bu ne biçim iştir? Temel saf saf yanıt verir: – Ey gidi müdürüm, senin bende emeğin çoktur. Teşekkür da bişey mi, sen bi içeri düş, bak ben seni nası kuru üzümle beslerim.

Tüm Bebek

Çocuğu olmayan biri Dr. Temel‘e başvurur. Temel, hastasını bir güzel muayene ettikten ve tahlil raporlarını gördükten sonra, müşterisinin dünyasını hepten karartmamak için önerisini söyler: -Bak hemşerum, mümkün değil senin uşağın olmaz. Ha böyle çok samimi arkadaşun yok midur? yanıt verir bey var, ama onun da uşağı olmayi…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Hangisi olsun?

Temel iş hanında çay ocağını işletmektedir. Üst katlardaki iş yerlerinden biri seslendi – Temel efendi, dört çay yap!… Biri açık olsun… Çaycı Temel yanıt verir: -Abi hangisi açık olsun?

Hangisi?

Temel diş doktoru olmuştur. Günlerden bir gün arkadaşı Cemal, endişe içinde Temelin muayenehanesine gider. – Ula öliyrım, dişim çok kötü ağriyi… Temel, hangi dişinin ağrıdığını sorar ve Cemal, sağ alt çene dişlerini gösterip; – Habu sıradaki dişlerin biri ağrıyi… der ve kesin olarak hangi dişin ağrıdığını gösteremez. Dişçi Temel, “Dur sana yardımcı olayım” deyip eline kerpeteni alır ve gösterilen sıradaki dört dişi çekip Cemal’in önüne koyar: – Ha bak bakayım, habunlardan hangisi ağrıyi da de baa!…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Abulama acıyrım

Temel’in eniştesi uzun zamandır prostat hastasıydı. Şikayetleri artınca, Temel eniştesini tanıdık bir doktora götürür. Doktor önce şikayeti dinler, ardından da sıkı bir muayene yapar ve teşhisini koyup ilaçlarını yazar. Çıkarken de hastasına: – Unutma, rahatlaman için sık sık boşaltman lazım, diye tavsiyede bulunur. Temel, eniştesi ile birlikte dalgın dalgın sokakta yürürken arkadaşı Cemal’e rastlar. Cemal sorar: – Ula nedir habu haln… Bişe mi oldi? Daha ne olacak, habu eniştemun prostatı azdı. – O da bişey mi, herkeste var, deyince Temel’in yanıt şöyle olur: – Ulu ben enişteme yanmayrım, abulamın çekeceği eziyete üziliyrım.

Ne deyi, bak bakalum…

Temel, turistik bir otelde resepsiyon memurudur. Görevde iken dahili telefon çalar, belli ki odalarda kalan turistlerden biri bir şeyler istemektedir. Telefonu açan Temel: Okey sör, yes sör… Vıy mösyö… derken yanıtının doğruluğunu da başını ‘evet’ anlamında sallıyordu. Uzun süren konuşma sonunda telefonu kapatan Temel yanındaki yabancı dil bilen arkadaşından rica etti: – Yahu, ya bak bakalum, 420’deki turist ne isteyi..
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Eczacılar düşünsün

Temel ile Fadime ocak başında sabahleyin sohbet ederken kapı zili acı acı çaldı. Fadime kapıyı açmaya giderken Temel arkasından seslendi: – Gelenler kimdur? Fadime de bunun üzerine gelenleri tek, tek sayar: – Uyy Teyzom gelmiştur, halam yaninda. Dayım, emicem, balduzim, uşakları, hepicuğu gelmişler, deyince Temel kendi kendine söylendi: – Eczaci düşunsin, anlaşılan bi kaç hafta doğum kontrol hapi kullanamiyacağum.

Ne olacak boşboğaz

emel’i durduran trafik polisi – On dakika önce kırmızı ışıkta geçtiniz beyefendi, deyince Temel sorar: Kim deyi benum kırmızı işukta geçtuğumi? Trafik polisi nazikçe: Beş kilometre ötede başkomiserimiz var, o telsizle bize bildirdi. Direksiyondaki Temel ne desin begenirsiniz? – Ula amma da boşboğaz başkomiserunız varmiş ha… Ağzinda pakla islanmayi…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Anana veririm

Temel epey yaşlanmışti. Arkadaşı Cemal ise ona bu ne- denle sataşıyordu Ula Temel, ölürken haber ver da öbür dünyadaki bobama anama seninlan mektup yollayayım. Temel kurnazca gülümser: – Olur, olur da bobağin bulamazsam anağan verırım, der.

Geçen yil elmaydı

Trabzon’a bağlı ilçelerden birinin adliyesinde iki hakim tartışıyorlardı. Karakolun arkasındaki büyük ağaç kiraz mıdır, yoksa armut mudur? Bir karar veremeyince hakimlerden biri; Biz niye böyle tartışıyoruz. Çay ocağı işleticisi Temel’i çağırıp ona soralım. Sorarlar: Temel efendi, karakolun arkasındaki şu görünen ağaç ne ağacıdır? Temel, az önce çay servisi yaparken kulak ucuyla tanık olduğu tartışmada taraf olmamak ve hakimleri birbirine düşürmemek için en politik yanıtını verir: -Valla hakim beylerim, hau görünen ağaç geçen yıl elma ağacıydı.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Şanssızluk!

Temel ihtiyarlamış, diz ağrılarına çare bulunur ümidi ile doktora gitmişti. İyi bir muayeneden sonra doktor: Amca, siz yaşlısınız, dizlerinizde damar sertliği var. Ama bunun tedavisi yoktur. Şayet perhiz yaparsanız biraz olsun rahatlarsınız, der. Temel, bir an düşünür ve sonra sorar: – Toktor bey, ya bak benum habu şansıma. Damar sertluğu bacağuma vuracağuna hau önemli yerime vuramaz mi idu?

Habu yaştan sonra mı?

Habu yastan sonra mı? Temel ile Fadime hayli zamandır birbirlerine aşıktılar. Fadime evlenmek istiyor, ama Temel bu konuda ihmalkar davranıyordu. Ama yine de yıllar böyle geçmişti. Bir gün Fadime evlenme konusunu Temel’e açtı: – Temelcuğum, artuk evlensak, sen ne dersin? Temel bu, kolay kolay tuzağa vurur mu, başını ‘hayır’ anlamına gelir şekilde salladıktan sonra şöyle yanıt verdi: – Doğri deysın Fadimecuğum ama, habu yaştan sonra bizi kim alır he?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Biri geliyor, biri çekiliyor

Temel, oğlu Cemal’in küçük yaşta sayı saymasını geliştirmek için onu görevlendirmişti. – Oğlum, say bakalum, bir saat içinde deniz kıyısına kaç dalga gelecek. Baba Temel, bir saat sonra sonucu öğrenmek için Cemal’in yanına gidip sorar: – Uşağım saydun mi? Küçük Cemal oldukça sinirliydi: – Yahu boba, nesıni sayayim. Kıyiya bi dalga gelıyi, tam saymaya başlayrım, ikincısi gelırken, birincisi geri gideyi.

2 Hop, 1 Buyur

Temel çok acıkmıştı. Lokantaya gider, masaya oturur ama garson bir türlü yanına gelmez. Sonunda Temel seslenir: – Hey garson! . Hop! Garson yine gelmez. Garson efendi! – Hoop! Yine gelen yoktur. Son bir kez daha seslenir: – Oğlum garson! – Buyur. Fakat Garson yine gelmez. Temel, durumu şikayet etmek için kasaya bakan patronun yanına gider. Patron: Ne yediniz amca? – 2 Hop… 1 Buyur!
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Var mısın bahse?

Köy kahvehanesinde akşamcılar toplanmışlar, kimi kağıt oynuyor, kimi de pinekliyordu. Kağıt oynayanlardan Cemal saatine bakarak; – Vay anasını saat 12 ye geliy… Habu saattan sonra kari bizi eve almaz, dedi. Kahvehanenin diğer köşesinde oturmuş olan Temel, selesinde sattığı elmaları Cemala göstererek, Cemal kardaşım, al haburadan bir okka elma, o zaman yengem seni eve alır, diye öneride bulundu. Cemal gülerek; Bilsam ki kari beni eve alacak, haçan bi okka değil, on okka elma bilem alırım. Temel’in soruna bakışı daha başkadır: Var misın bahse? Sen iki okka elmayi al baa ver, gideyim sizin eve, bak bakayım yengem beni eve aly mi, almay mi?

Ara, ara ama…

Temel, alış – veriş için Rus pazarına gider. Gürcü bayan satmak için getirdiği tüm eşyalarını bir valizin içine doldurup teşhir ediyordu. Temel, valizin içinde işine yarayan bir şey var sa almak için habire karıştırıyor ama aradığını bulamıyordu. O sırada Gürci kadın da kendi diliyle sık sık yok’ anlamına gelen, Ara… Ara!… diyordu. Kadın ‘ara… ara…’ sözlerini arayıp bulma anlamında yorumlayan Temel sonunda dayanamayıp patladı: Ara… ara… deysın, ama bişe yok, ne arayayim de baa…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Köpek + balık…

Temel’in İstanbul’dan gelen konukları muhteşem villasını gezerken bayanlardan biri sordu: – Kız Fadime, siz çıldırdınız mı? Fadime konuğunun şaşkınlığını anlamıştı. Açıkladı: – Kız ne yapalum… Habu kocam Temel var ya, tuttur ki köpek besleyelim deyin… Ben da paluk besleyelim dedum. Soninda üç aşağı beş yukarı köpekbaluğunda karar kılduk.

Toptan bi defada

Temel ilkokul müdürüdür . Okulların açık olduğu bir dönemde kendisinin görüşü alınmadan tüm öğretmenlerinin nakilleri yapılmış, okulda yapayalnız kalmıştı. Kafası bozulan Temel sonunda telefonla Milli Eğitim İl Müdürlüğü’nü arayıp sordu: Müdür beyim, haçan haburda yapayalnuz kaldım. Uşaklar okuma bekleyi, siz da bi dünya yazi yazup cevap isteysunuz, diye sitem etti. Karşı telefondaki müdürün sesi rahatlatıcıdır: – Vaziyeti idare et evladım Temel’in yanıtı ise şöyledir: – Olur müdür beyum, haçan bütun yazılara yıl sonunda toptan bi defada cevap veririm.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Ölisi bile…

Temel’in eşi Fadime ve arkadaşları akşamdan toplanıp mısır koçanı ayıklıyorlardı. Herkes kendi kocasını överken Fadime de kocasını övdü: – Temel tıpkı paluk gibin yüzer, dedi. Tam o sırada koşarak gelen bir çocuk Temel’in takasının firtunada alabora olduğunu söyler. Fırtına bir yana, zifiri karanlık nedeniyle herhangi bir kurtarma çalışması yapılamaz. Aradan üç gün geçtikten sonra Temel’in cesedi karaya vurur. Arkadaşları Fadime ye hatırlatırlar: – Hani, Temel’un paluk gibin yüzerdi? Fadime sinirli sinirli yanit verir: Gözünuz kör midur, görmey misunuz? Kocamın ölisi bile yüzerek kıyıya geldi. Siz isa baa hala inanmaysunuz.

Sen bilmeysun!

Doğu Karadeniz deki yayla şenliklerine katılan Ankaralı bir yurttaş, oluşturulan geniş horon halkasının yarattığı neşeli ortamda kendini tutamaz, Temel’i koluna ilişip horona girer. Ankaralı horon oynamayı bilmediği için daha ilk hareketinde uyumu bozduğunu gören Temel sabredemez ve kolundaki konuğunu uyarır: – Ula hemşerum, sen bu horoni bozaysın, çık dışarı…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Yalansa o zaman…

Temel çevresini saran gençlere cesaret aşılıyordu Siz istersenuz her işte başarili olursunuz. – Mesela, pen Ay’a çiktuğum zaman… Gençlerden biri kendini tutamayıp kıs kıs gülünce, -Ama haşimdik ayıp edeysunuz . İnanmaysanuz , çikun Ay’a bakun. Eğer kırkbeş numara ayakkabim izi yoksa, gelın habu yüzüme tükürun.

Bunu mu getiririm?

Temel , yaşlı ve çirkin karısı Fadime ile bir iş için İstanbul’a gider. Konaklama amacı ile bir otele girer ve oda ister. Resepsiyon memuru Temel’den evlenme cüzdanı isteyince, sinirlenen Temel; Ula baa baksana. Ben habu otele kari getırsam habuni mi getırırım? diye Fadimeyi gösterir.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Yıln yemeği

Fadime’nin pişirdiği kuru fasulye ‘Dünya Yılın Yemeği Yarışmasında birinci seçilmişti. Jüri yemeği nasıl pişirdiğini sorduğundan Fadime tarif ediyordu: – ondan sonra biraz da limon kolonyasi katacaksun. Jüriden bir üye hayretle nedenini sorunca, Fadime’nin yanıtı şöyle olur: – Kocam Temel, günde üç oyin kurifasülye yer. Haçan kolonya katmazsan yanında nasil yatarum, deyin baa?…

Arabanız mı var?

Turistik otele gelen müşteri kapıda görev yapan Temel’e sordu Garajınız açık mı? Hazır cevap Temel’in yanıtı şöyledir: Uyyy… Yoksa sizun arabanuz mi var?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Köpeğe ihtiyaç yok

Evi ormanın hemen kenarında bulunan Fadime’ye İstanbul’dan gelen konuğu Nazime tavsiyede bulunuyordu: Fadimecuğum, benden saa akıl olmasun ama, bir köpeğunuz olsa iyi olur. Haburada yabani hayvanlardan korkmay misunuz? Hiç olmazsa bi tüfek bulundurun evde. Fadime oldukça rahat bir havada yanıt verdi arkadaşına: – Ey gidi Nazime, korktuğun gibi değil. Bizum Temel oyle bi horlay ki, ormandaki heyvanlarun hepisi kaçacak deluk arayi…

Vururim oni…

Temel, garsonluk için açılan sınava girmişti. Sınav komisyonu üyeleri Temel’in sinirlilik durumunu ölçmek için sorarlar: – Bak, Temel sen garson olacaksın. Masadakiler fazla içip sana ters davranırlarsa ne yaparsın? Temel hiç düşünmeden ve en emin şekilde yanıt verir: – Ne yapacağum, usuli dairesinde aşağı alırım.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Zelzele ye karyolalar

Sarp sınır kapısının açıldığı dönemde Doğu Karadeniz’de turistik oteller Nataşalarla dolup taşıyordu. Bir sabah Temel ile arkadaşı Cemal turistik bir otelin önünden geçerken kapı önüne atılmış hasarlı karyolaları görürler: – Cemal Uyyy… Habu karyolalara ne oldi haboyle? diye sordu Temel dudak alundan kis kis güldükten sonra: -Ya bak habu kafaya… Dün gece zelzele oldi, senun haberun yok mi? Bú yanıt karşısında Cemal daha da şaşır. Ama bizum ev hiç sarsılmadi. İşte tam sırasıdır. Temel bu kez taşı gediğine koyar: – Ula kafasuz Cemal, zelzele otelde oldi, otelde…

Niye Dursunali?

Temel’i babası azarlıyordu Ula sen aptal misun? Beş uşağın adi da aynı olur mi? Başka ad mi yokti? Temel kendini savunur: – Ama boba, sen her zaman Dursun emicam ila Ali dayimun yarum akilli olduğını söylemez miydun? Uşaklarım tam akilli olmasi içun meçburen hepsine Dursunali adını verdum.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Yeni Bitiyor

Rize deki ilkokulların birinde öğretmen resim dersinde çay bitkisinin resmini yapmalarını öğrencilerinden istemişti Dersin sonlarına doğru tüm sıraları gezip öğrencilerinin resimlerini gören öğretmen küçük Temel’in yanına gelince hayretini gizleyemeyip sorar: – Oğlum Temel, hani senin resmin? öğretmenum aha, görmey misın? Temer, (A4) kağıdı ebatındaki resim kağıdının ortasına sadece bir nokta koymuş, onu gösteriyordu. -Oğlum bunun neresi çay?, – Öğretmenim görmey misın, o daha ufacuk, büyüycek.

Sus!.. Sus!..

Temel, Devlet Hastanesinde check up yaptırmıştı. Dışarıda sonucu merakla bekleyen arkadaşı Cemal, Temel’e sordu: – Ne oldi?, ne oldi? Temel sus işareti yaparak Cemal’in kulagina eğilip fısıldadı: -Gizlu şeker… -Neee? – -Gizlu şeker… -ula anladum.. Anladum ama, niye kulağuma fısıldaysun oni, oni anlamadım. Temel sonunda patlar: -Ula amma kalın kafalisun, gizlu şeker deyruk da… Giz-lu şe-ker.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

13 Ay…

Öğretmen Hayat Bilgisi dersinde Yeni yıl’ ünitesini işlerken bir yılda kaç ay, kaç gün ve kaç hafta bulunduğunu da öğretmişti. Öğretmen öğrenim seviyelerini saptamak için sınıfta ki öğrencilere teker teker soruyordu. Sıra Temel’e gelince ona da sordu: – Temel yavrucuğum, söyle bakayım, bir yılda kaç ay vardır? Temel hiç düşünmeden yanıtlar: – 13 öğretmenim… Ama oğlum, ben geçen derste 12 ay var demedim mi? Demesine dedin öğretmenim ama, evde babam da sordi, ben 12 dedım. -Doğru demişsin. – Hayır öğretmenım, doğri demedım, bobam enseme şamari indirup, remezan’ı unutıysın deyip, yılın 13 ay olduğuni söyledi.

Ayri ayri uğraşmaktansa…

Bir Ramazan günü İstanbul’daki Yeni cami etrafında dolaşan Temel; bir sürü dilenciden sakat birinin: – Büyük Allah’ım dizlerime derman ver yürüyeyim, gözlerime nur ver göreyim, kulağımı aç işiteyim, diye durmadan dua ettiğini duyunca dayanamaz: – Ya bak habu ahmak kafaya… Allah’un başka işi yok da senin her bir yerin lan ayri ayri mi uğraşacak. Yapar yenisıni da olur biter, dedi.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Ezberlemiyecekmiş…

Az önce bayiden gazete alan Temel, biraz sonra aynı gazeteden dört tane daha almak isteyince tezgahtar merakla sordu: -Az önce aynı gazeteden bir tane almıştın. Şimdi bu dört gazeteyi ne yapacaksın? Temel: – Ezberleyeceğumi mi sandun, anlamay misın da?!

Gene peynir ve yağ yiyesi geldi

Fi tarihinde Karadeniz de ulaşım deniz yoluyla yapılıyordu. Güzel bir havada motorlarına tereyağı ve peynir yükleyerek denize açılmışlardı. Yarı yolda deniz birdenbire patlamış, kuduran dalgalar motoru bir fındık kabuğu gibi oradan oraya sürüklüyordu. Yağ fiçıları, peynir tenekeleri hep denize dökülmüştü. Zor şer Zonguldak limanına girip karaya çıktıklarında Topal İlyas bir daha denize açılmamak için “üçten dokuza şart” etmişti. Bir kaç gün sonra deniz sakinleşmiş, adeta bir çarşaf gibi olmuştu . Arkadaşı Temel , Topal İlyas’ı kandırıp tekrar yola çıkmak istiyordu. Temel, ısrarla: Ula bak… Denuz tümdüz duruyi, hayde gidelm daa, diye sıkıştırıyordu. Topal İlyas ise kararlıydı: -Ula inanma. Denuzun gene peynir ve yağ yiyesi var da onin içun tümdüz duruyi… Anlamay misu- nuz….
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Ey gidi eski günler…

Evliliklerinin üzerinden 40 yıl aşkın bir zaman geçmişti. Bir sabah Fadime, kocası Temel’e: -Ula hiç uyutmadın beni gece… Sabaha kadar horladın durdun, diye sitem etti. Nüktedan olduğu kadar hazır cevaplığı ile de ün yapan Temel, eşinin bu sitemi karşısında kıs, kıs güldükten sonra şöyle yanıt verdi: – Ey giyi ey… Habu benım horlamaların eskiden saa hep muzik gibi gelırdı… Eskiduk değil mi?

Gözüme bakarsan…

Temel Kozlu da çalışıyordu. Memleketten yeni gelmiş olan hemşehrisi Zonguldak’a nasıl gidileceğini ona sordu. Temel, Zonguldak’a gidiş yolunu tarif ederken hemşehrisi bön bön gözünün içine bakar durur. Temel tarifini bitirince, hemşehrisi Ula olayım canuğan, anlamadum, de baa bi daha… diye yakarır. Sabri tükenen Temel patlayıverir: – Kafasuz adam, gözume bakarsan saplanursun ha şu dağa, elimun ucuna bakarsan gidersın Zongul- dak’a… Anladın mi?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Senin niyetin bozuk!

Temel tüccardır. Herkes onu dürüstlüğü, çalışkanlığı, iyilikseverliği ile tanır. Kardeşi Cemal de öyledir.İki kardeş birlikte ticaret yaptıkları dönemde evin ihtiyaçlarını ilçe pazarından daha ucuza sağlıyorlardı. Ağabey Temel, kardeşi Cemale ilçede pazarın kurulduğu günlerden birinde; Cemal, bir hafta pazardan alış verişi sen yap. Pazarcı kadınlarla iyi pazarlık yap, aldatmasınlar SENİ, diye tembihledi. Tembihledi ama Cemal’in yanıtı hiç de beklenilen şekilde olmaz: -Ben karilarlan pazarluk edemeyrım, utanıyrım. Şakacı, nüktedan Temel burada da altta kalmaz, Cemal’in ağzının payını verir: Senin niyetin bozuk, elbette pazarluk edemezsın!

Habu boyumlan…

Kasabanın kahvesine iri yarı, elinde bir de kamçı olan birisi girerek oturanlara sorar: – İçinuz da Temel hanginuzdur? Bir dakika önce gürültüden kaynayan kahvede nefesler tu tulmuş, çıt çıkmamaktadır. Öte başta oturanlardan ufak tefek biri ayağa kalkarak; – Penum, ne olacak? dedi. Bunun üzerine soran adam; “Penum” diyeni bir güzel, evire – çevire patakladıktan sonra hiçbir şey söylemeden çekip gitti. Kahvedekiler; – Yahu, sen Temel değil, Ahmet’sın. Niçun hau heriften dayak yedun? diye sorunca dayak yiyen Hasan; – Habu boyumlan kandırdum oni; anlayın da… dedi.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Oy gözuni sevduğumun ati…

Temel, bir gün İstanbul’da hipodroma gider. At yarışı yapıldığını görünce, nasıl oynandığını öğrenir ve müşterek bahise girer. Yarış başlar. Temel’in üzerine oynadığı at en sondadır ama O yine neşelidir. Kaybetmiş olmanın yürek ezikliğiyle şöyle der: – O gözuni sevduğumun atına bak. At deduğun ha boyle olur, bakın bütün atlari nasil katarlayi (kovalıyor).

İnceluğa bak

Temel, İstanbul’a yeni gelmişti. Gittiği her yerde yerel şive ile konuştuğundan garipseniyor, kimileri de dudak ucuyla gülüp küçümsüyorlardı. Buna fena halde içerleyen Temel sonunda dayanamayıp parladı: – Ula baa bakın bakayım… Siz dersuğuz fındık, biz deruk finduk, siz dersuğuz avukat, biz deruk abukat, siz dersuğuz amca, bir derik emice… Habunun hangisu kaba? Bizdeki inceluğa bak, inceluğa…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Tabanca kime yakışır?

Fi tarihinde Tonya’nın Karşular Mahallesi’nde düğün yapılıyordu. Gelenek gereği erkekler tabancalarını çekip havaya ateş ediyor ve bir yerde tabancalarının üstünlüğünü göstermeye çalışıyorlardı. O sırada komşu ilçelerden birinden gelip düğüne katılan Şakir adındaki konuk, tabancasını çekip bir şarjör mermiyi birbiri ardına havaya saydırınca Temel, yanındaki Cemal’i dürttü; – Habu adam da kimdur, ilk defa göriyrim? Cemal, ateş edenin komşu ilçeden Şakir olduğunu söyleyince Temel; – Yazuk tabancaya, yazuk!… diyerek görüşünü belirtir.

Geldim da gitmeyrim

Temel 10 günlüğüne İstanbul’a gidecekti. Daha ucuz olur düşüncesiyle denizyolunu tercih edip Kadeş vapuru için gidiş -, dönüş bileti alır. İstanbul’a 10 gün için gelen ve aradan 1 ay geçtikten sonra Temel’e rastlayan arkadaşı Cemal sorar: – Ula Temel, hani 10 günlüğüne geldıydın, gidiş – dönüş bileti aldıydın? Temel, dudak ucuyla güldükten sonra yanıtını verir; – Sorma Cemal, Tenuz Yollarina kazuk attum. Cemal, şaşkın şekilde sorar: – Nasi ettun o işi he? – Piletumi gidiş – geliş aldıydım ya; geldım ama gitmeyrım, Tenuz Yolları peklesun dursun beni…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Sen gıdıklanmaz mıydın?

Karadeniz kadını inek beslemeyi sever. Fadime, ilk kez doğum yapan ‘Sarıkız’ adlı ineğini sağıp sütünü almak istediği her girişiminde inekten yediği tekmeler sonucu maşrabası bir yana, kendisi öte yana düşmektedir. Yaşadığı kötü durum kocası Temel’e anlatan Fadime çözüm sorar: – Ula habu sığır baa süt vermeyi… Tekmeleyi… Ne yapayım? Temel her zaman ki nüktedanlığı ile akıl verir: – Ece Fadime, ben habu bizum sığıra hak verıyrım. Evlendığımızun ilk günlerinde ben senin memene tutardım da sen beni tokatlamaz mıydın?

Çakallar mi yesun oni?

Katil suçundan yargılanıyordu. Hakim: – Arkadaşını vurduktan sonra karayemiş dalına asmışsın, neden yaptın bunu? Anlat bakalım deyince Temel: – Üyy hakim bey, asmayaydım da çakallar mi yiyeydi oni?.. der.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Unutkanlık

Temel, eskiyen şapkasını yenilemek için köyünden yürüyerek yola çıkar. Evinin bir kilometre kadar aşağısındaki oto yoluna indiğinde evde birşey unutmuş olacak ki, oğlu Cemal’e varsesiyle çağırmaya başlar: – Ulaaa Cemaaaal! – Ulaaa Cemaaaal! Cemal yanıt verir: – Ne vat bubaaaa! – Ula habu kafamun ölçisini yastuğun altunda unuttum. Çabuk getir oni baa!

Vermedunuz ki isteysınuz

Temel, sürücü ehliyetlerinin Emniyet Müdürlüklerince verildiği dönemde ehliyetten önce araba almıştı. Bu nedenle de ehliyetsiz araba kullanıyordu. Bir gün trafik kontrolünde yakalanır ve polis evrakını ister: – Lütfen ehliyetinizi veriniz? Temel, cezayı yiyecektir bunu bilir ama, derdini de söylemeden edemez: – Eee ha bu olmadi memut bey. Baa ne zaman ehliyet verdunuz da isteysunuz?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Hesap tuzlu olunca…

Temel, ilk kez geldiği İstanbul’da lokantaya gider. Yeriçer, hesabı ister. Gelen pusulada ‘garsoniye’ rakamını görünce garsonu çağırır: – Uşağum habu nedur? Çorba içtum, köfte yedum, salata da… Hepisi doğr… Habu garsoniye da nedur? Pen yemeğu yalınız yedim, siz gatsoni da ortak ettunuz. O halde bölun hesabi ikiye bakayım.

Kızdi baa herhalde…

Temel, Trabzon’da sinemaya gider. Gişeden bilet alır. Gösterim kapısından tam içeri girerken kontrol görevi yapan kişi bileti elinden alıp yırtar. Temel buna akıl erdiremez. Gişeye döner, yeniden bir bilet alır. Kapıdan girerken biletini tekrar yırtarlar. Tekrar gişeye döner, üçüncü kez bilet alırken gişedeki görevli durumu fark eder ve sorar: – Sen demin bilet almadın mı? Yoksa karaborsa mı yapıyorsun? Ne yaptın demin ki bileti? Temel, derdini anlatır. Yahu ben bilet alıytım, kapıdaki adam bağa kızmiş herhalde, bileti elimden alıp yıttayi oni… Baa bi bilet daha ver, belkim bu sefer yırtmaz!…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Başıma dert olursun

Temel, İstanbul Mahmutpaşa’da işportacılık yaparken aynı meslekten İdris ile kapışır. Yumruklar, tokatlar birbirini izlerken, sıkışan İdris belinde – ki tabancaya asılır. Temel ise Sürmene yapısı bıçağını çekerken, İdris’e seslenir: – Yoo dur bakalım… Tabancan alışmazsa başıma dert olursun, sen de biçak al da gel…

Radyo da dinlensin

Kurtuluş günü nedeniyle TRT Trabzon Bölge Radyosu kemençe, davul, zurna havaları çalıyordu. Meydan Parkı bu ne- denle uklım tklımdı. Saatlerce süren bu yayınla herkes adeta mest olmuştu. İki dakika önceye kadar radyoyu pür dikkat dinleyen Temel, batı müziğinin başlamasıyla adeta irkilerek kendine geldi. Sonra parka hizmet eden garsonlardan birine seslendi:- Ula uşağum, azacuk yanıma gelsana… Garson, müşterinin birşey ısmarlayacağını sanarak Tem- el’e sordu: – Buyrun efendim, birşey mi emtettiniz? Temel, epey yorgunluk ifadesiyle şöyle dedi: Uşağum habu sizun radyonun ayari iyi giderken birden bozuldi. Herhalde kafasi şişdi. Kapatta biraz dinlensun…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Niye yok midur?

Temel, gazetecilikte daha adaylık dönemini yaşamakta ve Trabzon’dan İstanbul’daki haber merkezine telefonla haber yazdırmaktadır. Ancak, telefon hatlarındaki arıza nedeniyle söyledikleri karşı taraftan anlaşılamamaktadır. Haber merkezindeki şef anlayamadığı ‘Trabzonspor’ sözcüğünün kodlanarak söylenmesini ister. Temel, başlar:Trabzon’un (T) si… – Tamam. – Trabzon’un (R)’si… – Trabzon’un (A) st… Trabzon’un (B)’ si… deyince şimdiye değin susan karşı taraftaki şef; – Oğlum Temel, sen ne diyorsun. Ne biçim kodla- ma bu böyle? diye çıkışınca Temel kendinden emin şu yanıtı verir: – Ne deysun şefim, Trabzon’da babu harfler yok midir? ©

Hoppala!…

Temel, tanıklık yapmak için mahkemeye çıkar. Hakim, hüvviyet tesbiti için belli sorular sormaya başlar. Doğum tari. hi, doğum yeri, baba adi, ana adı gibi… Anasının adının sorulması Temel’in tuhafına gider; o da ha- kime sorar:Benum anamun adıni mi soraysın hakim bey? Hakim biraz bozulur ve Yok, benimkini… der. Bunun üzerine Temel, rahatlar. Haçan hakim bey, ben senun anağun aduni nere- den bileceğum.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Aldatamadım

Temel de diğer komşuları gibi geçimini denizden sağlar. Takasi ile çıktığı balık avından her seferinde bol avla dönerken, nedense son seferinde hiçbir şey yakalayamaz. Akşam eve döndüğünde eşi Fadime sorar: – Ula Cemal, hani paluklar? Temel, balık avlayamadığı için üzgündür ama, karam- sarlığının eşini de etkilemesini istemez, işi şakaya vurur: – Ne yapayım Fadime… Habu pen bugüne kadar baluklari aldattum; şimdi ise onlar peni… Vurmadiler oltama…

Nasi anlarum?

Temel, yeni aldığı şemsiyeyi terziye götürür, bir delik açmasını ister. İster ama, terzi bunun anlamsız olduğunu, ya- parsa şemsiyeye yazık olacağını söyler ve ilavç eder: – Beni dinlersen, şemsiyeye delik açmayalım. Temel, kararlıdır ve itiraz eder: – Ula, ne anlamaz adamsun, yağmurun dinduğuni sonra nasil anlayacağum?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Sığırlardan da becit misin?

Karadeniz kadınının inek beslediğini ve ineğini çok sev: diğini herkes bilir. Temel’in eşi Fadime de inek hastasıdır. Bir akşam üzeri ahıra inip ineklerine yal verdiği sırada eve gelen Temel, mutfaktan seslenir:Kuuz Fadimcce!… Çabuk sofrayi kur! Çok ac oldum. Fadime ahırdan doğru yanıt verir: – Götmey misın haburda işim var. Sığırlara yal veriyrım. Sen sığırlardan becit misun, otur da bekle!.

O zaman binmezduk

İstanbul’da Beşiktaş – Eminönü otobüsüne binen Temel ayakta kalmıştı. Üstelik otobüs yağmur nedeniyle tıklım tıklım doluydu. Yol boyu her durakta inenden çok binen vardı. Bi- letçi de bir yandan:İlerleyelim arkadaşlar… İlerleyelim!… diye ikaz ya- parak gelen yolculara yer sağlıyordu. Her durakta aynı şekilde ikaz yapan biletçiye kızan Temel, sonunda dayana- mayıp sesini yükseltti: Has deysın, eyi deysın, ilerleyelum, yürüyelim deysun ama, haçan yütüyeceğduk o zaman otobosü binmezduk.
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Büyük – küçük farkı

Temel, iyi bir yönetici, kültürlü bir ilkokul müdürüdür. Günlerden bir gün, birinci sınıfların eğitim çalışmalarını izlemek için sınıfa girer. Öğretmen karatahtaya, (yeni yıl gel- di) fiş cümlesini asmıştır. Ancak, cümle başı olan (Y) harfi büyük, yani kapital olarak değil (y) şeklinde küçük harf olarak yazılıdır. Müdür Temel, öğretmene sessizce: – Hocam, o (y) harfi büyük yazılmayacak mıydı? Öğretmen fiş cümlesindeki (yeni yıl geldi) yazısının tüm sınıfın uzaktan rahatça okunması için büyük şekilde yazmıştı. Bu görüşle Müdür Temel’e: – Müdür beyim, görmüyor musunuz büyük büyük yazdım. – Yoook… O (y) harfi o haliyle büyük değildir. – Canım, daha ne kadar büyük yazacaktım Müdür Bey! – Kardeşim, bu (y) harfinin bu haliyle lm. 2m. hatta tavandan döşemeye değin uzatsan yine de küçüktür, anla artık.

Çürük kafa

Köy merasının taksimi işinde çıkan kavgada Temel, arka- daşı Cemal’in kafasını yarmış iş mahkemeye intikal Gtmişti. Mahkemede C. Savcısı iddianameyi okuduktan sonra sıra Temel’in savunmasına gelince masumane şöyle dedi: – Uyy Hakim bey, ben ne bileyim habunun ka- fasının habu kadar çürük olduğun… Bi vurdum kafasi içine geçti…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Bedava haber yok

Temel nüktedanlığı ile sevilen – sayılan ve aranılan bir kişiliğe sahiptir. Uzun süre ortaklıkta görünmeyen Temel’e çarşı ortasında rastlayan arkadaşı Cemal nükte ile karışık sataşır: – Ula Temel, seni öldi dedilerdi, nereden çıktın geldin böyle? Her zamanki hazırcevaplılığı ile tanınan Temel gülümsedikten sonra şöyle dedi: -Açıkgöz… Bobandan haber soraysan, ver kahve paralarını da konuşalım. Öyle bedavadan haber yok.©

Hani reçeten?

Temel’in çalıştığı eczane o gece nöbetçiydi. Her zamanki gibi müşteriler tek tük geliyordu. Gecenin ilerleyen saatinde eczanenin kapısı tekme gürültüsü ile açıldı ve içeriye elinde tabanca olan maskeli bir soyguncu girerek, Temel’e seslenir: – Kasadaki paraları çabuk boşalt!… Temel, işin ciddiyetini kavramıştır ama yine de söylemeden edemez: – Ula deli misun, nesun? Hani reçeten?
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Amorti niye yok?

Temel, Spor – Toto oynamıştı. 13 artı 1 tutturup köşe ol- mak istiyordu. Bir hafta boyu çeşitli hayaller kurdu bu nedenle Hafta sonunda tüm maçlar oynanmış sonuçlar ilan edilmişti. Temel, yine hüsrana uğramış, ancak son iki maçı tutturabilmişti. Yeniden Spor – Toto oynamak için gittiği bayiye sordu: – Haboyle iş olur mi hiç? Son iki maçı bildum, amor- tisi bilem yok…

Nuh tufanında taka…

Temel, her konuşmasında kendi sülalesinin çok eskilere dayandığını iddia ediyordu. Yine böyle bir konuşmasında ipin ucunu o kadar kaçır dı ki; Bizum sülale Yusuf Peygambere kadar gideyi, der. Arkadaşları Temel’in bu denli atmasına içerlerler ama gugırın sürmesi için havayı bozmazlar, Dinleyenlerden Cemal atılır: – Ula çok ataysın… Nerdeyse sülaleğun Nuh Pey- gamber’in gemisune binduğuni söyleyecesun… Bu sözlere alınan Temel, söz altında kalmaz, yanıtını şöyle verir; O kadar da değil, bizumkilerun o zamanlar kendi takalari var imiş…
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Zam geldi de…

Temel çok kötü şekilde üşütmüş, o nedenle de hasta- lanmıştı. Arkadaşları arabaya atıp doktora götürdüler. Doktor, Temel’i bir güzel muayene ettikten sonra onu getiren arkadaşlarına “Bi dakika…” deyip onları muayene odasının dışına çağırdı. Belli ki, Temel duyup morali bozulmasın diye hastalığın ciddiyeti konusunda arkadaşlarına birşeyler söylecekti. Bir – iki dakika sonra doktor odaya girip reçete yazmaya başlayınca Temel de elbiselerini giymiş, ayakkabılarının bağını bağlarken sordu: – Toktor bey, aca kaç metreluk kefen yazaysın? Ke- fcnc zam geldi da…

Patlama… Biletçi bilir.

İlk defa İstanbul’a gelen Temel ile Cemal tramvaya biner- ler. Biletçi her durakta durak adlarını söyledikçe yolcular da iner. Biletçi bağırdıkça inenleri gören ve henüz İstanbul’u bil- mediği için heyecanlanan Cemal arkadaşı Temel’e; Ula, biz nerede ineceğuk? diye sorar. Temel, arkadaşını küçümseyerek yanıtlar: – Patladun mi? Helbette bezum da ismimuzi soyleyecak, piletçi nerede ineceğumuzi bilur.,
Temel FıkralarıEn Komik FıkralarFıkralar

Ördeğin beline geliyor

1990 yılı Haziran’ında Karadeniz’de büyük sel felaketi yaşanmıştı. Bu.nedenle dereler / çaylar taşmış, çevresine büyük zarar vermiş, çoğu köprüler sele kapılmıştı. Temel ile Cemal selden sonra köye döneceklerdi ama sel, köyün köprüsünü alıp götürmüştü. Dere kenarına gelen Te- mel ile Cemal çaresiz ne yapacaklarını düşünürken, Cemal birden atıldı: – Uyy!… Temel ya bak ha şu ördeğa… Yüzup karşiye geçti. Onun kadar olamayruk. Temele yanıt vermeye fırsat vermeyen Cemal, kendini sel sularını attı. Tabii ki Cemal sel sularını kapılıp giderken ‘İmdaaat!’ diye bağırması boşunaydı. Biraz sonra Temel’in ahlanıp / vahlanıp ağladığını görenler nedenini sordular. Tem- el, Cemal’in sel sularına kapıldığını üzüntü ile anlattıktan sonra; – Ben da bişey anlamadım. Demincek karşiya bir ördek geçti. Su ancak beline kadar gelıyidi. Cemal suya daldi, kayboldi – gitti.

Ahmak mi sandun beni?

Fi tarihinde Temel, radyo satan bir dükkanın önünden geçerken kulağına kemençe sesi gelir. Derhal dükkandan içeri girer ve sesin radyodan geldiğini öğrenir. Radyonun £i- yatını Sorar ve satın alır. Radyocu radyonun nasıl çalıştığını bir güzel anlatır ve Temel’i uğurlar. Temel, akşam köydeki evine gider, radyosunu kurar ve istasyonu çevirir. Fakat radyodan kemençe sesi yerine alafranga müzik sesi gelir. Buna fena bozulan Temel, ertesi gün soluğu radyocuda alır ve hışımla sorar: – Ya bak baa bakayım, sen beni ahmak mi sandun? Habu radyo kemençe çalınayi!…

Kaynak: https://masaloku.com.tkomik-fikralar
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


2019.11.01 16:53 okuryusuf Nofap üzerine aforizmalar(Bunu kesinlikle oku)

Şunu kabul etmek gerekir ki, cinsellik bir ihtiyaçtır. bu ihtiyaca direnmek normal değildir. cinsel ihtiyaç kendini çocukken dahi gösterir ve ne yaptığını bilmeden mastürbasyon yapan çocuklar da vardır. hatta mastürbasyon hayvanlarda dahi görülebilmektedir. sonuç olarak doğada vardır.
doğa her zaman kazanır. bu sebeple nofap(mastürbasyona hayır) hareketini kısır döngüye yol açması kaçınılmazdır. doğa ile doğal yollarla baş edilir. o halde neden fütursuzca ve hatta hunharca sevişmiyorsunuz?!
düzenli cinsel hayat her insan için gereklidir. 30 yaşında bir adam nofap yapıyorsa sıkıntı vardır. bu sorunun asıl sebebi porno filmler ve o filmlerin güzel/yakışıklı oyuncuları olduğu için, kişi sosyal hayatta hiçbir kadını/erkeği beğenmiyor. haliyle de aşık olabileceği gerçekçi bir kadın/erkek profili zihninde yok. hayalinde oluşturduğu realist bir prototip olmayınca sevgili yok, parası olmayınca escort yok, işi olmayınca evlilik yok. nasıl rahatlayacak o adam/kadın? bir eli var; onunla da tabii ki mastürbasyon yapacak.
esasen kişiye kendini kötü hissettiren kesinlikle mastürbasyon değil, pornodur. porno ile yapılan fap sonrasında pişmanlık, mutsuzluk ve asosyallik olabilir. bunun da iki sebebi vardır: vicdan ve erken boşalma!
tavsiyeler: 1. evli değilseniz veya karşı cinsle birlikte yaşamıyorsanız, porno izlemeden yapacak olduğunuz fap(mastürbasyon) için vicdan yapmayacaksınız. zira tanrı insanları böyle yarattı. insanlar sevişir, sevişemeyenler mastürbasyon yapar ve cinsel ihtiyacını karşılar. bu kadar.
--- mastürbasyon yapmadığını iddia eden yalancılara ---
-höcöm bön möstörbösyön yöpmöyöröm! +o halde sen rüyalanma yoluyla bilmeden yatağını/yastığını/yorganı tikiyorsun da, hala durumu kabullenememişsin. mastürbasyon yapmak için elini kullanmana gerek yoktur; başka araçlar da kullanılabilir. rüya ile de olsa, uykunda bir şeylere sürtünerek fap yapıyorsun.
-rüyö'do görmöyöröm kö bön! +o halde maalesef aseksüelsin. bu da bir hastalık! senin adına üzüldüm. ama istersen aldır gitsin, boşuna yük yapmasın!
--- mastürbasyon yapmadığını iddia eden yalancılara ---
  1. fap bağımlılığının nedeni erken boşalmadır ve bunun sebebi de porno izlerken küçücük bir eforla mutlu sona ulaşmanızdır. yapmanız gereken rahatlamak için kullandığınız yolu değiştirmektir. şöyle ki, rahatlama aracı olarak fimleri değil; sevgilinizin, sevdiğinizin veya beğendiğiniz bir mankenin resimlerine bakarak mastürbasyon yapmak. kesinlikle denemelisiniz! aracı değiştirip yeni yolu ilke edinmelisiniz.
  2. fap süresi çok önemlidir! 10 dakikadan uzun süren ve hatta 15-20 dakikaya uzanan bir mastürbasyon süresi normal bir insanın gerektiği gibi tatmin olmasını sağlar. bundan daha kısa süren bir mastürbasyon değil!
ancak porno ile yapılan fap'te filmin sonunu çoğu insan göremez. iki, üç, beş dakika gibi çok kısa sürelerde tatmin olan kişi bir daha boşalmak istemesi kaçınılmazdır. doğal boşalma sürelerinden çok daha önce boşaldığınız için bir daha, ardından bir daha ve belki sonra bir daha...
çünkü kolayca zirveye ulaşmak dopamin değersizleşmesini de beraberinde getiriyor!
resme bakarak 15 dk'da yalnızca bir kere zirveye ulaşarak sonlandırılan fap; porno film izleyerek 3-5 dakikada bitirilmiş fap'in faydasının ya da dopamin değerinin en az 3 katı kadardır. kısaca 3 bronz ancak 1 altına eşittir
  1. filmler yüzünden kendinizi erken boşalmaya programlamış olabilirsiniz. resimlere bakarak yapmayı denemek kontrolünüzü artıracaktır. yine de boşalacak gibi olursanız, durun. 5-10-15 saniye ara verip devam edebilirsiniz. isterseniz dakika tutun ve 10 dakikayı bu yöntemle tamamlayın. mesela ilk hedef en az 10 dakika olsun.
  2. kendinize zulüm etmeyin. endişelenmeyin, 60 yaşında zaten cinsel enerjinizi kaybedeceksiniz. yeter ki pornoyu resim/hayal gücü ile bırakma gayretini gösterin, mastürbasyon kendiliğinden azalacaktır zaten; ama asla kendinizi tatmin etme ihtiyacınız yok olmayacaktır.
elbette vücutta dopamin depolanmıyor. cinsel ihtiyacın kolayca karşılanması ile dopamin fazlalığı oluşması şizofreni ve paranoya etkilerine yol açtığı için yersiz korkular, endişeler beyninize üşüşebilir. öyleyse haliniz mantara bağlar. insanlardan kaçmak, özellikle karşı cinsten soğuma, utanma ve benzeri etkilere de yol açar.
ben aşık olamıyorum demeyin. aslında çirkin kadın/erkek yoktur, fazla mastürbasyon vardır
submitted by okuryusuf to KGBTR [link] [comments]


2019.09.15 07:58 medyumasor Kadını kendine bağlama büyüsü

Erkekler için her zaman en önemli konulardan biri olan sevdikleri bayanlar ile mutlu olma ve aynı zamanda kendileri ile mutlu bir ömür geçirme konusu kimi zaman gerçek olmadığı için insanları üzebilmektedir. Özellikle ellerinden geleni yapmalarına rağmen bir türlü istedikleri sonucu alamayan insanlar kendilerini üzdükleri kadar aynı zamanda çevrelerinde ki kişileri de üzebilmektedirler. Bu gibi sorunlar yaşayan kişiler genellikle deneyimli medyumların yapabildikleri ve kalıcı sonuçları ile dikkatleri çekmekte olan kadını kendine bağlama büyüsü işlemlerini denemek istemektedirler. Bu işlemler son derece önemli sonuçları olan ve aynı zamanda insanların düşüncelerini kolay bir şekilde kontrol altına alabilen işlemlerdir. Bu sebeple medyumlar bu işlemler hakkında çok sık talep almaktadırlar. Günümüzde birçok kişi bu tarz işlemler ile sevdikleri insanların kendilerine aşık olmalarını ve eskisinden çok daha bağlı hale gelmelerini sağlamaktadırlar.
Yüzlerce yıldan bu yana var olan bu işlemler hakkında araştırma yapan kişiler özellikle risk içermemesi ve aynı zamanda insanları fiziki anlamda emek vermekten kurtarması sebebi ile bu işlemleri denemekte bir sakınca görmemektedirler. Bilindiği gibi günümüzde medyumluk işlemleri hakkında insanların beklentilerini karşılayacak yeterliliğe sahip olan çok az sayıda medyum bulunmaktadır. Bu meslek hakkında kendilerini geliştiren ve aynı zamanda her zaman için insanların birbirlerine önerdikleri isimler olan medyumların seçilmesi her zaman kısa zaman içinde sonuç alabilmek için çok önemlidir. Birçok medyum için kolay olan bu işlemler aynı zamanda insanların da çok hızlı bir şekilde sonuç almak istedikleri işlemlerdir. Doğal olarak kötü niyetli olan birçok sahte medyum insanların bu çaresizliklerini kullanarak kurdukları tuzaklar ile kısa zaman içinde insanlara çok ciddi sorunlar yaşatabilmektedirler.
Kadını kendine bağlama büyüsü yapılacağı zaman en çok kullanılan tekniklerin başında muskalar gelmektedir. Bu muskaların hazırlanmasında özellikle insanların isimlerinin de yazılan duaların yanına eklenmesi gerekmektedir. Aynı zamanda muskaların içinde yer alan tüm duaların belli bir düzen ve sistem ile okunmaya devam etmesi de gerekebilmektedir. Bu sayede ortaya çıkacak olan enerjiler direk olarak o kişileri etki altına alabildiği gibi aynı zamanda insanlara kesinlikle zarar vermemektedir. Bunun yanında etki altına giren kişilerin kesinlikle bu enerjilerin fakrına varamamaları da bu işlemleri denemek isteyen kişilerin herhangi bir şüphe duymamalarına neden olmaktadır. Genellikle 1 veya 2 hafta gibi bir süre içinde sonuç vermekte olan bu işlemler de insanların düşünceleri kalıcı olarak değişmektedir. Bu sayede erkekler sevdikleri bayanlar ile çok uzun zaman boyunca istedikleri gibi mutlu birliktelikler yaşayabilmektedirler.
Birçok erkeğin her zaman hayal ettiği gibi mutlu birliktelikler yaşamalarını sağlamış olan kadını kendine bağlama büyüsü işlemleri sayesinde artık erkekler çok ciddi sorunlar yaşamadan sevdikleri bayanları kendilerine aşık edebilmekte ve bunu çok basit nesneler ile yapabilmektedirler. Bu tarz bir işlem yapılacağı zaman öncelikle ortaya çıkacak olan enerjilerin doğru bir şekilde yönetilebilmesi gerekmektedir. Özellikle çok uzakta olan insanların dahi kısa zaman içinde kontrol altına alınabildiği bu işlemlerden sonra insanların kesinlikle zarar görmemeleri gerekmektedir. Bunu ancak çok deneyimli ve çok güvenilir medyumlar sağlayabilmektedir. Yüzlerce yıllık bir geçmişe sahip olan bu işlemler de istenen sonuçlar genellikle kullanılan tekniklere ve insanların sahip oldukları kişisel enerjilere bağlı olabilmektedir. Ancak her ne olursa olsun risk almak istemeyen kişiler kesinlikle seçtikleri medyumların deneyimli ve bu işlemler hakkında başarılı kişiler olduklarını bilmelidirler. Doğal olarak bundan emin olabilmek için çok ciddi bir şekilde araştırma yapmak gerekmektedir.
submitted by medyumasor to u/medyumasor [link] [comments]


2019.07.25 22:38 manyetikbileklik Regl Sancısı ve manyetik terapi - Manyetik Bileklik

Regl Sancısı ve manyetik terapi

Menstrüel ağrılar
M.’den Manuela C. 43 yaşında ve hayatının en güzel çağında. Başarılı iş kadının en büyük konusu spor – gerek özel gerekse hayatında. Manuela bir fitnes ve spor stüdyosu işletiyor ve dış görünüşünün ne kadar önemli olduğunun biliyor. Kuşkusuz müşterileri için örnek olması gerekiyor. Her gün, kendi zindeliğine yaptığı yatırımın yaşam kalitesini arttırdığını göstermek zorunda. Manuela için bu hiç sorun değil. İşini çok sevdiğini bakan herkes görüyor; serbest zamanlarında da bu formluluğundan ve kondis­yonundan yararlanarak uzun yürüyüşler yaparak yararlanıyor.
Bu kadını gördüğünüzde, otuz yıl boyunca her ay büyük bir soru­na sahip olmuş olduğunu anlayamazsınız: Manuela 14. yaşından bu yana çok şiddetli adet dönemi ağrıları çekti. Bu ağrılar kimi zaman öyle şiddetliydi ki, bu son derece hareketli insan günlerce kıpırdayamaz hale geliyordu. Böylesi günlerde Manuela kendisini geri çekiyordu hayattan. Vücudunun alt kısmındaki ağrılar katla­nılacak türden değildi. Buna bir de baş ve sırt ağrıları ekleniyordu. Önemli antrenmanları böylesi zamanlarda düşünemiyordu. Ma­nuela ancak ağrı atakları geçtiğinde tekrar koşu bandının ve halte­rin başına geçebiliyordu.
Bu acılar acımasız bir düzenlilikle otuz yıl boyunca sürdü. Pek çok doktor Manuela nın derdine çare olamadı. Bu hayal kırıklığı içinde -kadın doktorunun da danışmanlığında- ameliyat masasına yat­mayı bile geçirdi aklından.
Neyse ki şansına iş bu noktaya varmadı. Reglinin biri özellikle çok sancılı geçmesinin ardından, 2010 yılının kasım ayında, mıknatıs­lı takı ve aksesuarlarla tanıştı Manuela. Kendisine önerildiği gibi bir parçayı kilotunun içine yerleştirdi. Aradan üç hafta geçtikten sonra bir sonraki regl zamanı geldi çattı ve Manuela hayatında ilk kez hatırı sayılır bir iyileşme fark etti. Çekme ve ağrılar gerçi hâlâ hissediliyordu, ama geçmiş yıllardaki işkencelerle karşılaştırılacak gibi değildi. Aradan bir altı ay daha geçtikten sonra regl günlerinin Eşlikçisi işaretler % 95 oranında yok oldular.
Manuela akseuarını artık sürekli olarak taşıyor üzerinde. Ve bu­gün antrenmanı yarıda bırakacaksa, bunun tek nedeni, antrenman programının bir molayı gerektiyor olması. Regl sancıları artık geç­mişte kaldı — Manuela’nın çok önceleri arzu ettiği bir durum.
Muayenehaneden deneyimler
Bu etkiye hastalarım üzerinde bizzat sıklıkla tanık oldum. Kilota yerleştirilen mıknatıs regl ağrılarını dikkate değer oranda azaltı­yor. Etki, iyileşme yaşayan kan akışı sayesinde ağrı azaltıcı bir ısı­nın oluşması temeline dayanıyor. Ağrılar rahim kaslarının, rahim mukoza atmaya başladığı anda, büzülmesi sonucu ortaya çıkıyor. Mıknatıslar kan akışını iyileştiriyor ve ağrıları azaltıyorlar. Aynı za­manda da ağrılara karşı etki eden endorfin salgısını artırıyorlar. Bundan başka genel sağlık durumunu ve bağışıklık sistemini iyi Eştiriyorlar.
Kaynak : DR. Verena Breitenbach , Nihayet Sağlıklıyım kitabı
submitted by manyetikbileklik to u/manyetikbileklik [link] [comments]


2019.02.28 10:46 nazende Fantazide Sınır Tanımayan İstanbul Escort Hülya

Selam canım benim adım Hülya 26 yaşındayım 1.69 boyunda ve 57 kiloda oldukça samimi güler yüzlü bir İstanbul Escort kadınım. Daha öncesinde hiç duymadığın kadar güzel duygular alacak ve beni hayal hanene kazıyacaksın. Seninle her anlamda iyi anlaşacağımız apaçık ortada bu olayın en iyi bir biçimde gerçekleşmesi için burada bulunuyorum. Seksin benim için bir yaşam kaynağı olduğunu bilmeni ve her anlamda daha iyi bir yol ile geceye daha fazla yer bırakmak için seninle bu gece ilk fırsatta görüşeceğim. İstanbul Escort kadını olduğum için benimle muhtemel bir mutluluk içerisinde seninle olan ilişkimi kesinlikle çok sevecek ve her zaman benden vazgeçemeyeceksin. Her anlamda duymak istediğin duyguların tadını alabileceğini ve benim sana sunacağım bu güzellikleri asla reddedemeyecek ve her zaman seninle büyük bir güne uyanmanın tadını her zaman çıkarabileceğimizi sen de göreceksin. Bu şekilde her zaman mutlu olacağız. Hayatında giden her şeyi en iyi şekilde sen de değerlendirecek ve her zaman bu anlama hizmet edecek tüm yapıların sahibinin ben olduğumu unutmayacaksın. Seninle en uç doruklarda zevki tadacağız çünkü bu işin piri benim ve sana layık olmak için elimden gelenin en iyisini yapacağımdan hiçbir şüphen olmasın. Seninle seksi anlamlar yüklü gecede baş başa yıldızlara bakarak sevişeceğimizi de fark edecek ve her zaman beni seveceğini sen de göreceksin.
Farklı boyutlarda girdiğimiz ilişkiden asla sıkılmayacak ve kesinlikle beni tercih ettiğin için çok mutlu olacaksın. Her zaman için farklı bir biçimde sevişebileceğimiz gerçeğini sen de kendine yer edin ve bir bakıma olan tüm dünyanın sana layık olduğunu göreceksin. Seksi bir bayan olduğum için benimle her türlü fanteziyi aklında kurduğun gibi yaşayabilir ve her fırsatta bunu seninle tekrarlayabiliriz. Seninle geçireceğimiz güzel saatlerden fazlası ile memnun kalacak ve her zaman beni yanında görmek isteyeceksin. Bensiz eksik hissedeceğin yatak anların olacak ve her zaman fazlasının değil de benim olmamın sana yeteceğini düşüneceksin. Bünyen üzerinde bağımlılık yaratacak bedenim ile daha güzel anlaşacak ve sıcak tenimin seni dürtüsü ile sana yaklaşımlarımı her zaman en iyi şekilde karşılayabileceksin. Bu muhteşem sevişmeden her zaman ikimiz de fazlası ile memnun kalacağız ve her açıdan değerlendirildiğinde seninle olan tüm ilişkilerimiz de her fırsatta çoğalacağını sen de göreceksin. Her anlamı yüklediğin bedenim ile geceler boyu sevişmek sana çok iyi gelecek ve her anlamda beni seçeceksin.
submitted by nazende to u/nazende [link] [comments]


2019.01.18 13:53 sislifunda Semtimizin en sıcak kanlı Oral Beşiktaş Escort 19/012018

Semtimizin en sıcak kanlı Oral Beşiktaş Escort kadını olarak adım Solmaz ve tüm elit beylere selamlar.
Oral Beşiktaş Escort 29 yaşındayım, 1.72 boy 60 kilom ile penisinize ve sizlerin fantezilerine göre bir bayanım. Eğitimli bir insanım. Konuşmalarım, kuşamım ve diksiyonum çevremde ki herkes tarafından takdir edilir.
Uzun ve dolgun bacaklarıma çok daha dikkat ediyorum. Çünkü ayakalarım da yaşayacağınız sizlere özel zevkleri şimdiden yaşar gibisiniz öyle Değil mi?
Fetiş beraberlik ikimiz arasında ki tüm buzları ortadan kaldırıp bizi birbirimize daha da çok yakınlaştırır. Temiz, bakımlı ve kusursuz ayaklarım cinsel organınızı tam anlamıyla tetikleyecektir.
Penisinize duyarlı bir tutum sergilerim. Ona zarar gelmeden vahşice etkileşimi yaşamak beni eskortluk vazifem.
Her geçen zaman seks deneyimlerimde artış olmaktadır. Pürüzleri olmayan bir bedene sahibim. Ve sıcaklığım erkeğime geçmesi için elimden geleni her defasında yapmaktayım. Azgın diliniz ile saatlerce beni yalayabilirsiniz.
Tüyleriniz diken diken olacak ve benden çok fazla zevk alacaksınız. Kendi evi olan bayanım. Evim geniş ve lüks bir sitededir. Kullanışlı olduğu gibi isteklerinizi karşılamak için de ideal bir dairedir. Duş alabilir yada çay içebilirsiniz.
İstediğiniz gibi takılabilirsiniz. Sadece gecelik kabul etmekteyim. Kısa süreli yatak dostlukları bana göre değil. Uzun soluklu ve doyumsuz kadınlardan bir tanesi olduğumu düşünüyorum. Çok nadir olmamakla beraber saatlik ilişkiler içinde bir danışın bana.
O gün iyi tarafıma denk gelirseniz kabul edebilirim. Mesleksel olarak bazı kurallar edindim kendime. Bunlardan basit ve benim için önemli olanlarını sıralamak isterim. Kondomsuz ilişki yapmıyorum. Anal birliktelik içinde beni lütfen aramayınız.
Üstüme boşalmanıza müsaade edebilirim. Yüzüme yada ağzıma boşalmanıza izin veremem.
Yapamadığım şeyleri sizlere reklamımı iyi yapmak için söylemek çok doğru olmaz. Sonra hayal kırıklığı yaşamayın diye her şeyi şimdiden söylemekteyim.
Yeteneklerimin sınırları oldukça geniş bir kitle yayılır. Her yaşa göre davranışları ben özümseyebilirim.
submitted by sislifunda to u/sislifunda [link] [comments]


2019.01.15 21:04 fragmanlife Babam Sinifta Kaldi dizisi konusu ve oyunculari

Babam Sinifta Kaldi dizisi konusu ve oyunculari Liseyi yeni bitiren Yağmur kazandığı üniversite sayesinde özgürlüğe adım attığını sandığı anda, aftan yararlanan babası ile birlikte okuyacağını öğrenir ve bütün hayalleri suya düşer. Oysa babası Erman için durum farklıdır. Erman hem üniversite tahsilini tamamlayacak hem de kızına yakından göz kulak olacağı için bir taşla iki kuş vuracaktır. Yağmur’u üniversitede bekleyen güzel ama zor zamanların yanı sıra babası Erman için de zorlu bir süreç başlayacaktır. Zira Yağmur’un annesi ile evlenmeden yıllar önce terk ettiği sözlüsü Çiğdem aynı okulda Dekan olmuştur.
Cem Davran kimdir? Erman Yılmaz Cem Davran Cem Davran Erman Yılmaz Erman Bey, Mimarlık fakültesini ve sözlüsü Çiğdem Hanım’ı terketmiş ve Almanya’ya yerleşmiş, Almanya’da o dönem dönercilik yapmış dönünce de aynı işte devam etmiş bir adam. Biricik aşkı Çiğdem evlenmiş, sonrasında evlendiği, güzeller güzeli kızı Yağmur
Defne Samyeli kimdir? Çiğdem Akbulut Defne Samyeli Defne Samyeli Çiğdem Akbulut Mimarlık fakültesinin dekanı. Ama en önemlisi Erman’ın Almanya’ya gitmeden terk ettiği sözlüsü. Çiğdem Hanım o günden beri kendini akademisyenliğe adamış, ayakları yere sağlam basan güçlü ve akıllı bir kadın. Ve şimdi hayatına yeniden giren Erman’a karşı
Melis Tüzüngüç kimdir? Yağmur Yılmaz Melis Tüzüngüç Melis Tüzüngüç Yağmur Yılmaz Güzel olduğu kadar dik başlı, akıllı ve terbiyeli olduğu kadar da babasının aşırı ilgisinden usanmış bir kız hayal edin. 18 yaşında ergenlikten yeni çıkmış bu kız şimdi mimarlık fakültesi öğrencisi ... Küçük yaşta annesini kaybeden Yağmur, babası Erman,
Mesut Yar kimdir? Nazım Zeyrek Mesut Yar Mesut Yar Nazım Zeyrek Erman ve Çiğdem’in gençlikteki sınıf arkadaşı Nazım, hayatına akademisyen olarak devam etmiş. Bir yandan öğretim görevlisi olarak çalışırken bir yandan büyük inşaat firmalarına danışmanlık ve mimarlık yapmakta. Anlayacağınız güçlü ve zengin bir adam. Geçm
Çağrı Çıtanak kimdir? Kaan Aral Çağrı Çıtanak Çağrı Çıtanak Kaan Aral Kaan İzmirli orta zengin bir ailenin çocuğu üstelik hiçbir kızın reddedemeyeceği kadar da yakışıklı. Şimdilerde Yağmur’un sınıf arkadaşı ve sevgili adayı. Ama Kaan için ters giden bir şeyler var. Hiç reddedilmemiş bir çocuk Yağmur tarafından tersleniyor.
Şükran’ın başına gelenler tüm aileyi derinden sarsmıştır. Bu olay aynı zamanda Şükran’ın hayatı boyunca sergilediği dengesiz davranışlarının sebebini de öğrenmelerine vesile olacaktır. Öğrendikleri şey aileyi hem derinden sarsar hem de gelecek için umutlandırır. Acaba Şükran iyileşip eve geri dönebilecek midir? Eve daha yeni dönen annelerini tekrar kaybetme korkusunu yaşayan çocuklar; bir yandan da çocuk yuvasına dönmenin korkusunu hissetmektedirler. Fakat Filiz bunun tekrar yaşanmasına izin vermemekte kararlıdır.
Cemil ise hala sevdiği kadını elinde tutamamanın acısını ve öfkesini yaşamaktadır. Bu öfkeyi çevresindekilerden çıkarmaya başlayan Cemil artık her şeyi geride bırakıp başka bir şehre gidecek midir?
Karısının başına gelenlerden çocukları sorumlu tutan Fikri, bu acıyla kendini yeniden içkiye vermiştir. Durumu her geçen gün ciddileşen Fikri hastalığını daha ne kadar gizleyecektir?
Başına bir dizi talihsiz olay gelen Tufan’ın dengesi, davetsiz bir misafirin gelişi ile yeniden al üst olur. Tufan’ın yıllardır görmediği karısı Ferda gelmiştir ve Tufan’a çok iyi davranmaya başlar. Tufan karısının dönüşünü boşanmak için bir fırsat olarak görürken Tülay, Ferda’nın yüzünü görmeye bile tahammül edememektedir.
Hikmet’in platonik aşkı hem kendisinin hem de Esra’nın başına her geçen gün daha çok bela olmaktadır. Esra kendisinden uzaklaşmasını söylese de Hikmet marketten gitmemekte kararlıdır. Hikmet’in bu ısrarı Muzi’yle olan ilişkisini de etkileyecektir.
Barış ile arasındaki buzları eritmeye başlayan Filiz’in aklı tamamen annesindedir. Barış’ın da desteği ve ilgisiyle ailesini bir arada tutmaya çalışır. Barış ise hayatını düzene sokmaya ve kendi ailesiyle Filiz’le ilgili gelecek planlarını paylaşmaya karar vermiştir. Barış’ın ailesi Filiz’i kabullenecek ve oğullarına destek verecek midir?
Kaan Yağmur'un evine gelmiş ve kapıda Erman'la karşılaşınca çok şaşırmıştır. Durumu, içeriden gelen Edip toparlar. Kaan Yağmur'la konuşmak ister fakat Yağmur son konuşmasını yapıp Kaan'ı bir daha görmek istemez. Yazgan ve Tahsin, Silahtar'a bir yerde özel güvenlik olarak çalışması için akıl verirler. Silahtar'ın da aklına yatan bu düşünce ile eyleme geçer ve üniversitede güvenlik görevlisi olarak işe başlar. Nazım, Çiğdem'e danışmadan Aylin'i öğretim görevlisi olarak okula alınca ortalık karışır.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.03 16:14 fragmanlife Kadin dizisi konusu ve oyunculari

Özge Özpirinçci ve Caner Cindoruk’un dizisi Kadın’ın yeni bölüm fragmanı yayınlandı.İşte konusu, oyuncuları ve fragmanları
Kadın dizisinin konusu ne, hangi oyuncular rol alacak? Özge Özpirinçci’nin yeni dizisi Kadın hakkındaki tüm bilgiler haberimizde
Özge Özpirinççi ve Caner Cindoruk’un yeni dizisi Kadın’ın yeni bölüm fragmanı yayınlandı.
Japon dizisi Woman uyarlaması olan Kadın dizisinde Özge Özpirinççi ve Caner Cindoruk başrollerde oynuyor. Senaryosu yazar Hande Altaylı’ya ait olan Kadın dizisi 6. bölümüyle 28 Kasım 2017 Salı akşamı 20.00’de Fox TV’de..
Yapımcılığını Med Yapım ve Mf Yapım’ın üstlendiği, yönetmenliğini Merve Girgin Aytekin’in yaptığı Kadın dizisinde, eşini kaybettikten sonra iki çocuğuyla yaşam mücadelesi veren bir kadının dramını anlatılıyor. Dizide Özge Özpirinçci ve Caner Cindoruk’a Bennu Yıldırımlar, Ayça Erturan, Ece Özdikici, Şerif Erol, Seray Kaya, Feyyaz Duman, Devrim Özder Akın, Kübra Süzgün ve Ali Semi Sefil eşlik ediyor.
KADIN 5. BÖLÜMDE NELER OLDU?
Hatice’nin Bahar ve çocuklarını eve almaması üzerine, Bahar bir kez daha hayal kırıklığına uğramıştır. Hatice, Şirin’in geçirdiği zor günlerden dolayı onu kırmak istemez ve Bahar ile arasına mesafe koyar. Jale’nin eski sevgilisi Sinan’ın ortaya çıkması üzerine Musa olanlardan şüphelenir. Yeliz, Bahar’ı mutlu görmek istediği için ona kendince bir iyilik yapmayı planlamaktadır. Ev sahibinin Bahar’ı evden çıkarmak istemesi üzerine Arif ile Bahar yine karşı karşıya gelir. Hatice’nin, Enver’in ısrarları üzerine torunlarını yalnız bırakmak istememesiyle ise işler iyice karışacak ve Şirin yine bir şekilde bunu önleyecektir.
  1. BÖLÜMDE NELER OLDU Dedesinden kalan mirası alabilmek ve şirketin başına geçebilmek için evlenmesi ve de çocuk sahibi olması gereken Onur, annesinin zoruyla bir randevuya gider. Lale de annesinin ayarladığı randevu için aynı mekandadır. Birbirlerini tanımayan Lale ve Onur yanlış anlaşılmalar sonucu aynı masaya otururlar. Bu yanlışlık onları büyük bir sürprize hazırlar.
KADIN DİZİSİ 1. BÖLÜM YENİ FRAGMAN
KADIN DİZİSİ GENEL HİKAYE “Kadın”, hayatın içinde iki çocuğunun ağırlığını ve sevgisini yüreğinde coşkuyla taşıyan, onları fakirliğin ve yaşam mücadelesinin içinde güldürmeyi ve hayatın zorluklarına kendini siper ederek korumayı başaran bir annenin, Bahar’ın öyküsü. Annesi tarafından sekiz yaşındayken terkedilen Bahar, daha sonra babaannesini ve babasını da kaybeder ve hayatta yapayalnız olduğunu düşündüğü günlerde delicesine bir aşkla bağlandığı Sarp’la tanışır. Ancak mutlu bir evliliğin ve iki çocuğun ardından beklenmedik şekilde hayatını kaybeden Sarp, Bahar’ın geçmişe borcu ve bağlantısı olmuştur. Onun anıları, onunla yaşadıklarını her gün yeniden yaşamakta ve kalbini başka birine kapatmıştır. Ancak onu sekiz yaşında terk eden annesinin ve ailesinin hayatına yeniden girişi, taşınmak zorunda olduğu yeni mahallesi onun önünde beklenmedik kapılar açacaktır. Kadın, yaşam mücadelesini sırtlamış kadınların hayatlarını sade bir gerçeklikle ekrana taşıyor.
Woman dizisinden ülkemize Medyapım imzasıyla uyarlanacak olan dizinin kadrosunda Özge Özpirinççi, Caner Cindoruk, Bennu Yıldırımlar, Ayça Erturan, Ece Özdikici, Şerif Erol, Seray Kaya, Feyyaz Duman, Devrim Özder Akın, Kübra Süzgün ve Ali Semi Sefil yer alıyor.
Yönetmenliğini Merve Girgin Aytekin’in üstleneceği dizinin yapımcılığı Med Yapım ve MF Yapım üstlenirken, yönetmenliğini ise Merve Girgin Aytekin yapıyor. Senaryosunu Hande Altaylı’nın kaleme aldığı Woman – Kadın dizisi yeni sezonun en iddialı yapımları arasında yer alıyor.
KADIN DİZİSİ GENEL KONUSU NEDİR ?
Kadın dizisi , yaşam mücadelesini sırtlamış kadınların hayatlarını sade bir gerçeklikle ekrana taşıyor.
“Kocasını beklenmedik bir kazada kaybeden ve iki çocuğuna bakmak zorunda kalan Koharu, 20 sonra annesiyle bir araya gelmeye çalışırken ailesinin geçimini sağlamak için uğraşır”
“Woman” hayatın içinde iki çocuğunun ağırlığını ve sevgisini yüreğinde coşkuyla taşıyan, onları fakirliğin ve yaşam mücadelesinin içinde güldürmeyi ve hayatın zorluklarına kendini siper ederek korumayı başaran bir annenin, Bahar’ın öyküsü…
Annesi tarafından sekiz yaşındayken terkedilen Bahar, daha sonra babaannesini ve babasını da kaybeder ve hayatta yapayalnız olduğunu düşündüğü günlerde delicesine bir aşkla bağlandığı Sarp’la tanışır. Ancak mutlu bir evliliğin ve iki çocuğun ardından beklenmedik şekilde hayatını kaybeden Sarp, Bahar’ın geçmişe borcu ve bağlantısı olmuştur. Onun anıları, onunla yaşadıklarını her gün yeniden yaşamakta ve kalbini başka birine kapatmıştır. Ancak onu sekiz yaşında terk eden annesinin ve ailenin hayatına yeniden girişi, taşınmak zorunda olduğu yeni mahallesi onun önünde beklenmedik kapılar açacaktır.
YAPIM: MED YAPIM VE MF YAPIM YAPIMCILAR: FATİH AKSOY & FARUK BAYHAN
KANAL: FOX TV YÖNETMEN: MERVE GİRGİN AYTEKİN SENARYO: HANDE ALTAYLI
FOX Türkiye’de yeni sezonda ekrana gelecek olan Kadın dizisine ünlü bir isim daha katıldı. Başrolünde Özge Özpirinççi’nin rol alacağı Kadın dizisine, Bennu Yıldırımlar da katıldı. Bennu Yıldırımlar dizide, Özge Özpirinççi’nin annesini canlandıracak.
Yapımcılığını Med Yapım’ın yaptığı, romancı Hande Altaylı’nın dilimize uyarladığı ve senaryosunu yazdığı Japon dizisi Woman (Kadın)’ın yönetmenliğini Merve Girgin üstleniyor.
Hande Altaylı’nın hikayesini ülkemize uyarladığı dizi, eşini kaybettikten sonra iki çocuğuyla yaşam mücadelesi veren bir kadını canlandırıyor.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2009.04.09 16:42 mertheper VAKKO Kadını Hayal Ediyor

submitted by mertheper to mertblog [link] [comments]


YouTube Yay Burcunun Diğer Burçlarla İlişkisi - YouTube HAYAL KADIN - SERENAY SARIKAYA Ufuk Beydemir - Ay Tenli Kadın - YouTube Peygamberimiz Yasaklamıştı.. Çoğu Kadın Halen Bu Hatayı ... Oğuzhan Koç - Sükut-u Hayal - YouTube 5 DAKİKADA HALLET - YouTube ღϡ₡ღ Hayatımın Kadını ღϡ₡ღ Coşkun Sabah

Oğlak Burcu - Burçlar Oğlak Burcu - Oğlak Burcu ...

  1. YouTube
  2. Yay Burcunun Diğer Burçlarla İlişkisi - YouTube
  3. HAYAL KADIN - SERENAY SARIKAYA
  4. Ufuk Beydemir - Ay Tenli Kadın - YouTube
  5. Peygamberimiz Yasaklamıştı.. Çoğu Kadın Halen Bu Hatayı ...
  6. Oğuzhan Koç - Sükut-u Hayal - YouTube
  7. 5 DAKİKADA HALLET - YouTube
  8. ღϡ₡ღ Hayatımın Kadını ღϡ₡ღ Coşkun Sabah
  9. Tek Çocuğa Hamile Olduğunu Sanıyorlardı.. Doğurduğu Şeyin ...

Ufuk Beydemir'in, Zoom etiketiyle yayınlanan 'Sevda Gibi' albümünde yer alan 'Ay Tenli Kadın' isimli şarkısı, video klibiyle netd müzik'te. Söz & Müzik: Ufuk... Oğuzhan Koç'un, DMC etiketiyle yayınlanan 'Sükut-u Hayal' isimli tekli çalışması, video klibiyle netd müzik'te. Söz & Müzik: Oğuzhan Koç Düzenleme: Çağrı Tel... Tek Çocuğa Hamile Olduğunu Sanıyorlardı.. Doğurduğu Şeyin Ne Olduğuna Hayal bile edemezsin ! İzlediğiniz için teşekkürler , abone olmayı unutmayınız ... ღϡ₡ღ Hayal Sultan ღϡ₡ღ. Our new desktop experience was built to be your music destination. Listen to official albums & more. 50+ videos Play all Mix - HAYAL KADIN - SERENAY SARIKAYA YouTube Bilinmeyen yönleriyle Serenay Sarıkaya - Duration: 11:14. Cumartesi Sürprizi 152,526 views Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. Peygamberimiz Yasaklamıştı.. Çoğu Kadın Halen Bu Hatayı Yapıyor.. İzlediğiniz için teşekkürler , abone olmayı unutmayınız... İyi Fikir olarak size YouTub... Yay burcunun diğer burçlar ile iletişimi yasemin kutsi, yay burcu, iletişim, diğer burçlar, aşk, ilişki, evlilik, iletişim Eğlenceli DIY projeleri, pratik tasarımlar, kendiniz yapın tadını çıkarın! 5-minute crafts © (Turkish) Profesyonel işbirliği için bize buradan ulaşın ...